RUHTAN RUHA AKTARILAN

1139 Kelimeler
kimdi bu ? kalbim ilk kez gördüğüm bu suret karşısında kaburgalarımda atıyordu ama aynı zamanda ona sarılan kıza karşılık verdiğini gördüğümde karnım ekşimişti sanki böyle bir sızı vardı ve karnımdan göğsü kafesime doğru çıkıyordu, Freya çoktan yanımızdan ayrılmış Lindon büyücülerinden kendisine uygun olanını bulmaya gitmişti, Colettenin de erkek arkadaşı olduğunu o an öğrenmiştim. masada ben, Wendy ve Juvia öylece oturuyorduk, az önce yaşadığım görülerden dolayı hala tam kendime gelememişken birde ne kadar bakmamaya uğraşsam da o çocuktan gözlerimi alamıyordum, sevgilisi olarak tahmin ettiğim kızla romantik bir şekilde dans ederlerken karnımdaki sancı artıyordu "Chise?" kirpiklerimi kırpıştırarak sanki boyut atlamış gibi Wendye döndüm ifadem ne kadar garipti ki endişe içerisinde bana bakıyordu. "e- efendim?" Wendy: "İyi misin Chise, dalıp gittin bir problem yok değil mi?" problem? bilmiyordum ama bakışlarım sürekli dans eden çifte dönüyordu sonra gördüklerimin anlamını da çözmem gerektiğini hissediyordum ama arkadaşlarımın bu güzel gecesini mahvetmek istemiyordum bu yüzden rol yaptığım belli olmasın diye en gerçekçi şekilde gülümsedim "İyiyim sadece ilk kez böyle bir kutlamaya katılıyorum biraz heyecanlandım." Juvia etrafına baktığında onun yanaklarının kızardığını o an fark ettim baktığı yöne baktığımda Freya'nın konuştuğu iki büyücüden birine bakıyordu odağı benden Juvia'nın üzerine çekme vakti gelmişti, güzeldi ve bunun farkında bile değildi, hınzırca ona yçneldim. "Juvia!" bir elimi dudaklarıma bastırarak hınzırca kıkırdadığımda kıpkırmızı olmuştu, seksi elbisesinin içerisinde minik utangaç bir kızdı eli ayağına karışmış vaziyette bana baktığında sesli gülmüştüm ama müziğin hoş yüksekliğinde kaybolup gitmişti. Juvia: "Ben.." "Hadi ama Juvia çok güzelsin utanılacak hiçbir şey yok Freya ya bak kendisine hayatının aşkını bulacağına yemin ederek ayrıldı masadan ve korkmadan kaderini kendi çiziyor onun cesaretini örnek almalıyız." üçümüzde Freyaya baktığımızda benim yine görüş odağıma adını bilmediğim çocuk ve elini beline doladığı kıza kaymıştı. juvia: "Asla onun gibi olamam" Wendy: "Ben de Freya sanki Güneş gibi hiçbir karanlık ona ulaşamayacakmış gibi cesaretinin ışığı bizi de aydınlatması için dua edebilirim." tüm arena doluyordu ve ismini bilmediğim çifti artık göremiyordum neredeyse tüm genç kızlar tek girdiği bu arenada bir çift haline gelmişti, "Merhabaaa!" Freya fark ettirmeden yanında iki büyücü ile yanımıza geldiğinde irkilerek ona bakmıştım ama o çoktan aşk sarhoşluğunda yanında bulunan uçları mavi renkte sevimli bir yüze sahip büyücüye bakıyordu. bir eli ile beni işaret ederek. "İşte Chise" diyerek Wendy ve Juviada tanıttı. "Kızlar bu ikinci sınıf büyücü ise Eron ve arkadaşı Gray." Juvia, siyah saçlı ve siyah gözlü bu büyücüye bakmaktan kendisini alamıyordu anlaşılan karşılıklı idi tanışmamızın hemen ardından Gray kısa bir sohbetin ardından sadece Juvia ile ilgilenmeye başlamıştı ben ise imrenerek bakmakla yetiniyordum çünkü şans benden yana olsa ilgimi çeken çocuk bekar olurdu ama onun yerine hayal kırıklığı ile dolu hissediyordum, bir yanım kendime çok kızıyordu kızmaya, hayal kırıklığına uğramaya hakkım yoktu ki onunla ilk tanışan diğer kızdı ben değildim belki çocukluktan beri tanışıyor olabilirlerdi, birbirilerine aşık olmaları güzelken şu an üzüntü içinde hissetmeye hakkım yoktu. bakmamalıydım evet eğer bakmazsam sadece bir anlık bir beğenme hissi olarak anılarımda kalacak ve belirli bir süre sonrada toz haline gelecekti. Eron ve Gray gerçekten çok komiklerdi sürekli yaptıkları şakalar ile gülüyorduk ve gerçekten odak noktamı değiştirdikleri için onlara minnettardım. yaklaşık on dakika sonra Müdire Neferin ve yanında yaşı ortalama olan ama baya yakışıklı bir adam arenaya girmişti, Bayan Neferin resmen nefes kesici olmuştu nasıl bu kadar güzel olabilirdi, yanındaki adam kimdi? "Bay Eldrona bakın Bayan Neferini etkileyebilmek için bugün saçlarını toplamış." Eron sözüyle Lindon büyücülerinin müdürü olduğunu anlamıştım ama gerçekten çok yakışıklıydı saçları beyaz ve at kuyruğu şeklinde bağlamıştı, boyu uzun ve sert bir duruşu vardı ama aynı zamanda çok asil duruyorlardı, Neferinin elini nazikçe tutarak onun oluştuğu kürsüye çıkmasına bile yardım etmişti, galiba ben hariç herkes çiftti bugün birde Wendy ama kesin o da bu gece birini bulacaktı. Neferin elindeki kadehi bir kez salladığında sanki büyük bir çan etkisi yaratmıştı. buraya geldiğim ilk andan beri hayranlığımı gizleyemiyordum gücünün büyüklüğü ve kontrolü tahmin edilemezdi. basit bir büyüsü var gibiydi kuzgunum adının lakabını almıştı gerçekten dikenlerin ve güllerin prensesiydi. Bayan Neferin konuşmaya başlarken tam yan tarafımdan çok güzel bir koku geliyordu kokunun sahibini bulmak için yan tarafıma döndüğümde göz bebeklerim irileşmişti bu, bu o çocuktu tam yanımda sevgili ile Neferinin konuşmasıı dinliyorlardı, yüzlerindeki mutluluk gülümsemesini anlamamak için aptal olmak gerekirdi. dudaklarım titriyordu hissediyordum başımı Neferine çevirdiğimde kalbim hızlanıyor, dudaklarım kuruyordu. dudaklarımı ıslatarak yutkundum Neferine döndüğümde kendime gelebilmek adına birinin bana çimdik atmasını istiyordum. "Sevgili Fioren Cadılar Akademisi ve Lindon Büyücü akademisinin değerli öğrencileri hepiniz bu gece burada değerli açılışlarımızı ve Baharın gelişini kutlamak için buradayız. Geleneksel kutlamamıza izninizle Bay Elrondun da küçük bir konuşması ile başlatmak istiyorum." tüm cadılar ve büyücüler alkışlarken benim aklım sadece burnuma dolan vanilya ile karışık orman kokusuydu, nefes almamaya çalışıyordum ama olmuyordu, Bay Elrondun konuşmasına odaklanmaya çalıştıkça bedenim titremeye başlıyordu. bulunduğum yerden uzaklaşmam gerekiyordu ama nereye gidecektim? derin derin nefesler almaya başladığımda bakışlarım yerde bu işkencenin bitmesini bekliyordu her nefes alışımda sanki ciğerlerim ormanın kokusuyla hayat buluyordu elimde değildi bu koku bana geldiğim ormanı, evimi hatırlatıyordu. nasıl böyle kokabiliyordu? artık ciğerlerim yaşadığım gerilim ile hem hayat buluyor hem de daralıyordu. "İyi eğlenceler diliyorum hepinize." kulağıma son gelen bu cümleler ile tekrar müziğin sesini duymaya başladım. Arena tekrar bir kutlama havasına büründüğünde etrafımdaki daralma hissi kayboluyordu. ama burnumdaki ormanın kokusu gitmemişti. "Hey! Eron, Gray!" bu ses, bu koku tam arkamdaydı hissediyordum bu tok erkeksi sesin sahibi oydu. arkamı dönmeden masaya odaklandım bu sırada yanımıza gelmişlerdi. Eron ve Gray tanıyorlardı demek. "Hey Ace!" Ace? demek adı bu, varlıklarını tam yanımda hissediyordum. Eron bizleri tanıtmaya başladığında benim adımı söylediğinde otomatik olarak kaldırmıştım bakışlarımı, geceden bile siyah gözleri ile gözlerim buluştuğunda bakışları kalbimi delip ruhuma ulaşıyordu. sadece baktım bir şey söylememiştim ama o sert duruşuna tezat bir kibarlıkla başını sallayarak belini kavradığı kızı dahada kendisine yaklaştırmıştı. "Memnum oldum bu yanımdaki dünyalar güzel ikinci sınıf cadı ise sevgilim Diane." sevgilim kelimesi kalbime bir kazık gibi saplanmıştı ama asla belli etmemiştim gülümsemeye çalıştım ama istesem de zorlamadan ileri gidemiyordu benim aksime Diane o kadar sevecendi ki hemen diğerleri ile kaynaşmıştı, masada hep birlikte sohbet ederlerken Juvia ile Wendy bile utangaçlıklarından kurtularak sohbete katılıyorlardı ben hariç sadece dinliyor ve hakkım yok diyerek kendime kızmama rağmen karşımda Ace ve Diane ya bakıyordum. "Ace şimdi fark ediyorum hiç sevgilinle tanışma hikayenizi anlatmamıştın." ace aşkla baktığında kalbim yanıyordu sanki huzursuzluktan görmek istemiyordum bu görüntüyü ama merak da ediyordum. bir iç çekti ama nasıl anlatsam sanki böyle sırılsıklam aşkın iç çekişiydi Diane kıkırdadığında sert yüz hatları gevşemişti. "Geçen yılki açılış kutlamasında tanıştık, ikimizde birinci sınıftık ve birbirimizi ilk gördüğümüz anda kaderlerimizin bir olduğunu anladık. kısa ve netti." dediğinde Diane onun yerine devam etmişti. "Gerçek aşkın fırtınaları hikayelere ihtiyacı yok bir bakışta yetebiliyor." haklıydı bir bakışla başlamıştı aşkları ve ben bir bakışla sevgilisi olmasına rağmen Ace bir bakış ile vurulmuş gibiydim. kalbimin hızını susturmaya ve oldukça konuşmamaya özen göstererek huzursuzluğumu saklamaya çalışıyordum. yapmamalıyım, kalbimin tecrübesizliğinden ötürü güzel bir aşkı haddim olmadan kıskanamam.... kendime verdiğim telkinlerle daha iyi hissediyordum ta ki gecenini zifiri siyahları ile buluşana kadar baktıkça beni içine çekiyordu ve ben bunu durduramıyordum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE