Wendy o gece diğer tüm genç cadılardan daha önce başlamıştı yolculuğuna, kendisinin diğer cadılar gibi baykuşu veya kedileri hatta nadir beyaz kuzgunu yoktu çünkü wendy tıpkı Chise gibi çok nadir bir hediye ile kutsanmıştı. geceyi yarıp geçen beyaz, şeffaf yapıdaki hava ejderi etrafında dönüp duruyordu. Wendy, Houka adını verdiği ejderi ile Fioren cadılar akademisinin ana bahçesine iniş yaparken kendisini bekleyen gelecekten habersizdi
Neferin sevinç ve hüznü bir arada yaşıyordu, son yılının ilk öğrencisini karşılamak için güller ile donattığı bahçesine doğru adım attı.
"Fioren Cadılar Akademisine hoşgeldin sevgili..."
"Wendy, efendim."
Neferin gülümsedi ve Wendy'nin etrafında uçan şeffaf Houka'yı görmesi ile şaşkınlıkla dudaklarını araladı.
"Wendy, demek gökyüzü ejderinin soyundansın, Ah! o kadar uzun zaman oldu ki bir gökyüzü ejderinin soyundan gelen bir cadı görmek. tekrar hoş geldin Wendy arkadaşlarınla tanışmak için benimle beklemek ister misin yoksa hemen odanı göstereyim mi?"
Wendy düşündü ve kalmayı seçiyordu, cadılar ormanı çok büyüktü ve kendisinin neredeyse yaşıt hiç arkadaşı olmamıştı küçüklüğünden beri ailesi tarafından hep akademiye başlayana kadar ayrı bir eğitime tabi tutulmuştu bu yüzden çok fazla arkadaş edinmeye fırsatı olmamıştı.
"Ben kalmak istiyorum bayan Neferin."
Neferin hüzünle gülümseyerek mor saçlarını düzeltti, Wendy'nin diğerlerine göre daha küçük olan boyunun yanında çok uzun duruyordu. heyecanla diğer arkadaşlarını görmek için gökyüzünü izleyen Wendy'e baktı Neferin manidar bir şekilde.
en son gördüğü gökyüzü ejderinin soyundan gelen cadıyı düşündü, yüz elli yıl önce mezun ettiği o cadıyı. şu an baktığında eski öğrencisine çok benzeyen sanki onu gören Wendy muhtemelen öğrencisinin soyundan idi. Wendy, dikkatlice kendisine bakan gözleri fark ettiğinde o anda ağladığını anladı Neferin.
"Neden ağlıyorsunuz Bayan Neferin."
yok bir şey anlamında başını salladı Neferin ve o da Wendy gibi gökyüzüne bakmaya başladı, gülümsemeye çalışıyordu ama kalbinde büyük bir acı hissediyordu Neferin. anlamını tam olarak bilemez bir halde duyguları alt üst olmuştu ama kendisini toparlaması birkaç saniye sürmüştü çünkü içinde Chise'nin de bulunduğu genç cadılar gökyüzünde birer birer ay ışığının zifiri siyaha bürüdüğü bahçeye birer birer iniş yapıyorlardı.
Chise birkaç cadının dışında yeni gördüğü cadılar ile beraber akademinin bahçesinde heyecanla ne yapacağını şaşırmıştı.
"Hoş geldiniz sevgili Fioren Cadılar akademisinin yeni gece kuşları."
ancak o zaman dikkatini çekebilmişlerdi. Chise akademinin müdiresini tanıyordu o kadar uzun zamandır görev yapıyordu ki onu bilmeyen yoktu ama Neferinin yanında bekleyen kendisinden kısa boylu açık mavi saçlı cadıyı tanımıyordu fakat etrafında dönen ejderi görmesi ile gözleri şaşkınlıkla aralandı. Neferinin tüm genç cadıları bir araya toplaması için yaptığı çağrıya uyarak büyük bahçenin ortasına toplandılar. Neferin hafifçe öksürerek konuşmasına başladı.
"Sevgili genç cadılarım, ben Fioren Cadılar akademisinin müdiresi Neferin, birçoğunuzun beni tanıdığına şüphem yok fakat sizler benim için diğer öğrencilerimden daha özelsiniz çünkü bu yıl eğitiğimin katkıda bulunacağım son genç cadılar olacaksınız."
herkes sessizce ne demek istediğini anlamaya çalışıyordu. Neferin hüzünlü bir gülümseme ile devam etti.
"Fioren Akademisinin her müdiresi 350 yıl görev süresinin doldurduktan sonra yerine geçeceği müdireyi seçerek görevini tamamlar bu yıl 350. ci yılım görevimi tamamlarken eğiteceğim son genç cadılar sizsiniz. hepinizi yürekten karşılıyor ve sizlerin eğitiminde görev alacağım için mutluluğumu belirtmek istiyorum. mezuniyetinizi göremeyecek olsam da eğitiminizin başında yanınızda olmaktan gurur duyuyorum. kalplerinizin heyecanlı atışlarını hissedebilmek benim için eşsiz bir mutluluk, her biriniz akademinin kuruluşundan beri burada öğrenim gören cadılar kadar değerli ve yeteneklisiniz, yarından itibaren tanışacağınız Profesörlerinizin de benim gibi düşündüklerinden emin olabilirsiniz. bugün başladığınız yolculuğunuzda ilk rehberiniz olarak sizleri selamlıyorum. şimdi beni takip edin sevgili cadılarım sizi akademiyi gezdireyerek burayı tanıtacağım."
Chise heyecanlandı tıpkı diğerleri gibi, Neferinin bu yıl görevinden ayrılacağını bilmiyordu, kendisini bildiğinden beridir vardı ve her zaan ölümsüz olduğunu düşünerek akademinin başında duracağını sanıyordu. diğer cadılar ile beraber yürürken kapıda eşyalarını odalarına götürmek için bekleyen hizmetlilere eşyalarını teslim etti, kendisi ile aynı sırada bulunan Wendy ile aynı hizada Neferini takip ederlerken Chise gülümsedi, hayatında ilk kez karşılaştığı bu kız hem ilgisini çekmiş hem de ona karşı içinde sıcaklık hisleri oluşmuştu. Wendy biraz utangaç bir gülümseme ile karşılık vererek yürümeye devam ettiler.
Chise büyük bir gülümseme ile o andan itibaren en yakın arkadaşı olacak kişiye elini uzattı.
"Ben Chise."
Wendy karşılık vererek ilk ve e yakın arkadaşını edindi.
"Ben wendy."
hayatında neredeyse hiç arkadaş edinememesine rağmen o da Chise gibi içinde bir sıcaklık hissediyordu ve bu sıcaklık aralarındaki bağın güçlenmesini kolaylaştırıyordu. bedenleri ilk kez tanışsa da ruhları çok önceden aşina idi birbirilerine.
Chise bir yandan akademiyi tanırken bir yandan da Wendy'nin etrafından ayrılmayan şeffaf ejderi izliyordu. etraflarındakiler ise iki nadir hayvanın bir arada bulunduran bu kızları süzüyorlardı.
"İlk defa bir ejder görüyorum kanatları nerede?" diye sordu Chise, her zaman masal olduğunu sanırdı varsa da geçmişte soyu tükenmiş diyorlardı ama kendi kuzgunu içinde aynı hikayeler uyg-durulmuştu ve şu an canlı bir tanesini omzunda taşıyordu.
"Kanatları olanlar Salamanderler, ateş ejderhalarının kanatları vardır onlar dışındaki tüm ejderler ejder olarak kanatsız uçarlar."
Chise şaşırmıştı şimdiden öğreneceği bilgileri merak ediyordu.
"sende uçabiliyor musun Wendy."
Wendy kıkırdadı.
"Hayır Chise ben gökyüzü ejderinin soyundan gelsem de uçamıyorum ama onun başka yeteneklerini kullanabiliyorum. seninde beyaz kuzgunun çok güzel hangi büyüyü kullanabiliyor? yani kanınla birleştiğinde hangi büyüyü kullanabilecek hale geldi?"
Chise Wendy'nin bilgisine hayran kalmıştı. Erias'ın beyaz tüylerini okşadı.
"Şifacı." dedi ve ekledi "Sen nerden biliyorsun kuzgunumun güçlerini, bende dahil büyükbabam sayesinde öğrendim."
Wendy bu kez sadece tebessüm etti. ve iler,ye döndü.
"Ailem akademiye başlayana kadar bana evde eğitim verdiler ben okumayı öğrendiğimden beri her gün yeni bilgiler öğrenerek hayatımı geçirdim."
"Ciddi misin?"
"Evet"
Chise sustu, arkadaşının bilgileri karşısında kendisini biraz cahil hissetmekten alı koyamadı o her zaman ormanın dışını görebilme içinde günlerini geçirirken Wendy kendisinden daha bilgili ve başarılı olabilmek için eğitimine başlamıştı bile. Chise imrenmişti ve o an Wendy fark etmese de Chise'nin hırslanıp derslerinde başarılı olabilmek için kendisini örnek alacağından habersizdi. dahası az önce verdiği kararla öğreneceği her bilgi kaderinin kapısını aralayan bir anahtar olacağından habersizdi....
akademinin ön bahçesinden itibaren gördükleri her salonun duvarı kırmızı ve siyah güller ila kaplıysı, Chise çok beğenmişti bu görüntüyü ama güllerin bu kadar iç kısma bu kadar düzenli bir şekilde ilerleyebilmesine şaşırmıştı.
meraklı ve çekinmeyen bir yapıda olmasından ötürü şu an akademinin kurucularının bulunduğu anıt tabloları anlatan Neferin ile göz göze gelmeyi bekledi.
Neferin artık her duyguyu her mimiği ezberlemişti ve Chise'nmin gözlerindeki merakı anında görmüştü. gülümseyerek konuşması için cümlesini yarıda bıraktı.
Chise bir anda kendisine dönen bakışlar ile anlık olarak gerilse de bunu hissettirmedi.
"Bayan Neferin neden akademinin her yerinde kırmızı ve siyah güller var?"
Neferin gülümsedi, öğrencilerin her sözünden, sordukları sorulardan kapasitelerini ölçebilir halde idi ve şu an karşısında keskin zekalı genç bir cadı duruyordu, öğrenmeye açık ve geleceği parlak.
etrafındaki duvarlar ile bütünleşen sarmaşık güllere baktı, neredeyse gül tomurcuklarından yeşil yaprakları görünmez bir halde idi, genel olarak buraya gelen öğrenciler ilk başta bunu bir görsel amaçla yapıldığını sanabilirdi ama sadece Chise gibiler sayesinde gerçek anlamını öğrenebiliyorlardı.
"Bu güller sevgili genç cadılarım, akademinin ilk kurulduğu yıllardan itibaren mezun olan her cadının anısına yapılmıştır. her yıl akademiye giren cadı için yeni bir gül tomurcuğu filizlenir ve büyüm sayesinde mezun olduğunda o güller açar."
"Büyünüz mü?" Chise'nin merakı git gide artmıştı.
Neferin başını salladı.
"Evet büyüm sayesinde akademinin ilk çağlarından itibaren tutulan kayıtların yardımı ile mezun cadıların anısına solmayacak güller yaptım, sizler içinde yapacağım fakat güllerin açtığı o günü göremeyeceğim yine de açtıklarını biliyor olmak bile mutlu edecek beni."
"Peki neden farklı renkteler?"
soruyu soran Wendy idi, sesi yavru bir kedi kadar kısık çıksa da merakına engel olamamıştı, Neferin daha da gülümsedi ve etrafındaki güllere manidar bir şekilde bakarak cevapladı.
"Çünkü kırmızılar kendilerine has yeteneklere sahip cadıları temsil ederken siyah güller kara büyüde ustalaşmış cadıları temsil eder."