Aşk Laftan Anlamaz

1645 Kelimeler
Cemre Kızlarla konuşuyordum. Onlara durumu açıkladım. Sahte evlilik olacağını ve bu iş biter bitmez boşanacağımızı. Belki biraz da Yüzbaşı ile aşağıda konuştuklarımızı. " Aşık olmam asla dedi yani," diye sordu Gece. " Evet," dedim. Nefes güldü. " Aynen aynen kesin olmaz," deyince ona döndüm. " Aşık olunmaz biri miyim?" dedim. İstemsizce morelim bozulmuştu. " Hayır tabiki güzelim. Aşık olunacak güzelliktesin. Sadece gaymiş zaten. Ki gay olduğunu düşünmüyorum ama yalan söylemiş. Sadece olmak istemiyor ama aşk laftan anlamaz ki!" diye güzelce açıkladı Nefes. " Hem sana aşık olmayacak ne yapacak?" dedi Zerda beni süzüp. " Kızım taş gibisin. Ondan daha iyilerine layıksın," dedi öpücük atıp. Güldüm. Naz durgundu. " İyi misin?" dedim duymadı. " Naz..." dedim hemen bana döndü. " Söyle güzelim," dedi dalgın dalgın. Üzgün görünüyordu. " İyi misin?" dedim merakla. Onu böyle görmek üzmüştü. " Evet kızım neyin var?" dedi kızlar. Naz gülümsemeye çalıştı ama olmadı. Zorlama bir gülümsemeydi. " Bilmiyorum..." dedi yalandan uzak. " Nasıl olduğumu, hissettiğimi inanın bilmiyorum," dedi. Gidip ona sarıldım. Kızlar da hemen koşup sarıldı. " Yalnız değilsin Naz. Biz yanındayız," dedim. Hıçkırdı. Ağladı bir an omzumda. Hepimiz şaşırdık. " Teşekkür ederim yanımda olduğunuz için," dedi. Çok üzülmüştüm. Halbuki beni tanımadan o bana yardım edip yanımda olmuştu. Bu iyiliklerini asla unutmazdım. " O asker yüzünden mi?" dedim hüzünle. Burnunu çekti hemen toparladı. " Şuan anlatmasam olur mu?" deyince anlayışla gülümsedim. " İyi olunca... Sen ne zaman istersen?" dedim. " Üzme be kendini Nazım," dedi Gece onu yanağından öpüp. Nefes göz yaşlarını sildi. " Yakışmıyor sana ağlamak," dedi. Zerda da diğer yanağını öptü. " Seni üzeni üzeriz kızım," dedi. Bende başımla onayladım. Naz bana bakıp güldü. " Küçük hanım önce senin bu gece nerede kalacağını halledelim. Sonra bol bol konuşuruz," dedi. Tam o sırada kapı çalınca Naz hemen kendini topladı. " Gel!" dedi. Sesi net ve kendinden emindi. Gelen kişi Yüzbaşıydı. " Evet," dedi Cemre ona bakıp. " Artık serbestsiniz. Sizi yurda bırakacağım. " dedi sonra bana döndü. O sırada diğer askerler de geldi. " Cemre sen de benimle geliyorsun!" dedi Nazın kaşları çatıldı. " Biz yurda gitmiyoruz," dedi Naz. Oradan diğer asker atladı. " Nereye gidiyorsunuz?" dedi Sungur. Naz ona döndüğünde Sungur sustu ve gözlerine baktı. Bir adım attı Naza doğru ama Naz eliyle onu durdurdu. Asker ellerini sıkıp naza baktı. Ağladığını anlamış olmalıydı. Sanki canı yanmıştı. Ama yaklaşamıyordu Naza. Naz tekrar Yüzbaşıya döndü. " Cemre ile birlikte kalacağız. O da benimle gelecek," dedi. " Nereye gideceksiniz yurda mı?" dedi Yüzbaşı sinirle. " Gelemez!" dedi bana bakıp. Kaşlarım çatıldı. Benim adıma konuşuyordu. “Hayır, Cemre bugün benimle kalacak Yüzbaşı,” diye tutturdu Naz. “ Bana bak Kızım—” diyecekti ki Naz sözünü kesti. “Ben sizin kızınız değilim Yüzbaşı,” dedi sinirle. " Cemre bana emanet," demişti ki Naz yine sözünü kesti. “ Cemre kimsenin emaneti değil.” Yüzbaşı derin bir nefes aldı. O nefes… “sayarak sakinleşiyorum ama az sonra patlayabilirim” nefesiydi. “Bak Naz,” dedi sabırla ama sesi titrekti. “Onu yurda götürüp milletin laflarına maruz kalmasını ve mutsuz olmasını mı istiyorsun?” Naz bir an durdu. Sonra sinirden güldü. “Yurda gideceğimizi kim söyledi Yüzbaşı?” dedi. “Siz mi planladınız da bizim haberimiz yok?” O sırada Sungur—evet adı Sungur’dı—kendi kendine güldü. Sessiz ama çok şey anlatan bir gülüştü bu. Yüzbaşı yavaşça ona döndü. Bakışı şuydu: “Bir kelime edersen ölürsün.” Sungur omuz silkti. Ben karışmam, sen uğraş der gibi. Sanki Nazın inadını biliyor gibiydi. Aralarında bir geçmiş mutlaka vardı ama Naz anlatmadan kurcalamayacaktım. “Peki,” dedi Yüzbaşı artık sabrının sonuna gelmiş halde. “Nerede kalacaksınız?!” Naz hiç düşünmeden cevap verdi. “Ev satın alırım. Kalırız orada.” Sessizlik. Böyle bir sessizlik vardır ya; kimsenin gülmeye cesaret edemediği ama herkesin şoktan küçük bir iç çığlık attığı… Yüzbaşı afalladı. “Ev satın alacaksın?” dedi. “Şimdi mi?” “Evet.” dedi Naz gayet rahat bir şekilde. “Bu akşam mı?” diye tekrar etti Yüzbaşı. Beklemediği bir şeydi. Gerçi ben ağzım açık Naza bakakalmıştım. Bende beklemiyordum. " Vay anasını" dedim içimden. “Evet.” “Ev… yani tapulu olan ev mi?” Naz kaşını kaldırdı. “Çadır mı sandınız Yüzbaşı? Tapusu olmayan ev mi olur?” Bir yerden biri fısıldadı. “Oha… Ev o kadar kolay mı alınıyor? Kredi mi çekeceksin kız!" demişti ki Gece hemen atladı. “Zengin knk. Krediye gerek yok.” dedi gülerek ve “Bizim Naz’dan bahsediyoruz.” dedi. Çınar’dı sanırım. Gözleri büyüdü, Gece’ye döndü. “Kız knk sen de zengin misin?” dedi ve göz kırptı. Yanlış yaptı. Diğer asker İlyas hiç düşünmeden Çınar’ın kafasına vurdu. “Lan düzgün dur!” Gece kahkaha attı. “Vurma çocuğa yazık,” dedi. Sonra Çınar’a döndü. İlyas durdu. Afallamıştı. " Vurmam..." dedi yumuşayıp. “Ben de zenginim ablam,” dedi alayla. Çınar dondu. “Ablam mı?” dedi. “Çocuk mu?” “İkisi birden,” dedi Nefes araya girip. " Hala küçük çocuk gibisin," dedi alayla. " Çocuk dediğin eline çocuk verir!" dedi nefese sinirle Çınar. Nefes güldü, kahkahası odada yankılandı. Bir saniye baktı Çınar’a önce süzdü sonra gözlerini kısarak yaklaştı. “Bak minnoş,” dedi parmağını sallayarak. “Benim adam dediğim adamlar senin rüyana girer uykunu böler.” Çınar bozuldu. “Minnoş kim lan?” dedi omuzlarını kabartıp. “Boyuna bak, bana artistlik yapıyor. O adam dediklerini gönder de asıl adamı görsünler.” İlyas bu sefer araya girmedi. Hatta kollarını bağlayıp keyifle izlemeye başladı. Sungur’un dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı. “Boyum kısa olabilir,” dedi Nefes sakin ama tehlikeli bir sesle, “ama sabrım senden uzun. Şansını zorlama. Bu seferlik affediyorum.” “Zorlarsam ne olur?” dedi Çınar. Cümle biter bitmez Gece araya atladı. “Olur da öğrenirsen,” dedi sırıtarak, “biz seni hastanede ziyaret ederiz.” Çınar bir an durdu. Etrafına baktı. Kızların hepsi gayet rahattı. Bu onu daha çok gerdi. “Tamam tamam,” dedi ellerini kaldırarak. “Şaka yaptık ya.” dedi ama alay ediyordu. Korkmadığını çok belliydi. Askerdi gerçi normaldi bu durum. “Geç kaldın,” dedi Nefes. “Ben ciddiye aldım. Dikkat et kendine.” Çınar gözlerini devirdi. " Bekliyorum küçük..." dedi sinirle. Gülüşmeler yükselirken bu sefer Zerda kollarını bağlayıp Savran’a döndü. Savran başından beri susuyordu ama bakışı Zerda’nın üzerindeydi. “Ne bakıyorsun öyle?” dedi Zerda kaşını kaldırarak. “ Yüzümü mü ezberliyorsun ?” Savran sakin bir sesle konuştu. “Bakmıyorum.” “Bakıyorsun,” dedi Zerda bir adım atıp. “Hem de ayı gibi.” Bir iki asker kıkırdadı. Savran’ın kaşı hafifçe seğirdi. “Ayı sensin,” dedi net bir tonla. “Ben askerim.” Zerda güldü. Alaycı, kısa bir gülüştü. “Belli. Duygu falan yok. Soğuk soğuk. Bir kıza ayı diyecek kadar öküz!" “Görev sırasında duygu beslemem,” dedi Savran. “E zaten,” dedi Zerda. “Hayatta da beslemiyorsundur sen.” Savran bu sefer ona doğru bir adım attı. Aralarındaki mesafe tehlikeli derecede azaldı. “Beni tanımıyorsun,” dedi. Zerda hiç geri çekilmedi. “Tanımak istemiyorum zaten. Sıkıcı görünüyorsun.” Savran’ın dudağına istemsiz bir tebessüm geldi. Saniyelikti ama kaçmadı. “Sıkıcıysam neden konuşuyorsun?” “Canım sıkıldı,” dedi Zerda omuz silkerek. “O yüzden.” Gece kahkahayı patlattı. Naz da güldü. Yüzbaşı ise… ellerini beline koymuş, olan biteni hayatının en büyük hatasıymış gibi izliyordu.Bu sırada Yüzbaşı elini kaldırdı. “Yeter,” dedi sert ama yorgun bir sesle. “Bu bir karargâh,” dedi sonunda. “Sohbet programı değil.” “Doğru,” dedim. “Ama eğlence seviyesi bayağı yüksek.” Bakışlarını bana çevirdi. “Cemre.” “Efendim Yüzbaşı?” “Sen konuşma.” “Bu benim temel insan hakkım.” “Burada temel hakları ben belirlerim.” Naz kollarını bağladı. “Cemre benimle kalacak,” dedi net bir sesle. “İster ev alırım, ister otel, ister saray.” “Saray?” dedi Yüzbaşı. “Abartı sevmem,” dedi Naz. “Ama gerekirse.” Yüzbaşı bana baktı. Uzun uzun. Sanki ‘Bu kızla evleniyorum ve bu ekip de bonus mu?’ diye düşünüyordu. “Sen ne diyorsun?” diye sordu bana. " Güveniyor musun bunlara?" Omuz silktim. " Tabiki ki güveniyorum. Onları yarı yolda bırakmam. Onlar nereye ben oraya," dedim Naza destek vererek. Naz koluma girdi. “Bak gördün mü?” dedi. “Ne kadar uyumlu.” “Bu uyum değil,” dedi Yüzbaşı. “Bu baş belası işbirliği.” “Biz ona arkadaşlık diyoruz,” dedim. Bir an sustu. Sonra başını hafifçe yana eğdi. “Bir şartla,” dedi. Naz kaşlarını çattı. “Ne şartı?” Bana baktı. “Bu kız,” dedi. “Başını daha fazla derde sokmayacak.” Gülümsedim. “Yüzbaşı,” dedim tatlı tatlı. “ Ben belanın ta kendisiyim.” Gözlerini kapattı. Gerçekten kapattı. “Allah’ım,” dedi fısıltıyla. “Bana sabır ver.” Naz bana döndü. “Bize ev bakmaya gidiyoruz,” dedi. “Hazır mısın?” “Seninle her zaman hazırım,” dedim. " Koruma biz olacağız," dedi Yüzbaşı. Naz itiraz edecekti ki bu sefer Yüzbaşı susturdu. " Gerekli!" dedi. Naz omuz silkti. " Siz bilirsiniz," dedi daha fazla uğraşmayıp. " Tamam o zaman bizim evde de kalabilirsiniz! Bizim bekarlar toplu bir evde kalıyor. Sizi oraya alalım. Çocuklar da bizde kalır," dedi Yüzbaşı. Naz düşündü. " Gerek yok. Kendi evimizi alırız," demişti ki Yüzbaşı gözlerini devirdi. Sabrı kalmamıştı. " Güvenlik için önemli. Abisi şuan tutuklu ama başkaları da şehirde olabilir. Ama lojman bunun için güvenli." deyince Naz bana döndü. Ben istemsizce kasılmıştım. Naz bana bakıp derin nefes aldı. " Peki," dedi mecburiyetten. Yüzbaşı derin bir nefes aldı. Sanki savaş kazanmış gibiydi ama yüzünde zerre zafer ifadesi yoktu. Daha çok… başına bela aldım bakışı vardı. Belki de bela almıştır. Gerçi time baktığımda onlar da sanki başına bela almış gibiydi. Savran dik dik Zerdaya bakıyordu. Sungur gözlerini Nazdan ayırmıyordu. Ama Naz ona bakmıyordu. İlyas ve Gece tuhaf bir şekilde bakışıyorlardı ama sanki fazla flörtöz. Nefes alayla çınara bakıyordu. Çınar ise göz öfkeliydi. Yüzbaşı ise bana bakıyordu. “Tamam hazırlanın,” dedi. “Lojmana gidiyoruz.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE