Gece herkes için ağır geçmişti. Nişanın neşesi yerini gerginliğe bırakmıştı. Sabah olduğunda konakta sessizlik hâkimdi. Herkes uyanmıştı ama kimsenin içi rahat değildi. Helin erkenden kalktı. Odaya gün ışığı doluyordu. Beşikte küçük Elif ve Mert uyuyordu. Helin yavaşça kalktı, başı artık dönmüyordu ama içinde bir sıkıntı vardı. Baran da uyanmıştı. — “İyi misin?” Helin başını salladı. — “İyiyim… ama içim rahat değil.” Baran derin bir nefes aldı. — “Benim de.” Helin ona baktı. — “Zafer boşuna gelmedi.” Baran gözlerini kısmıştı. — “Evet… bir şeyler var.” Aşağıda herkes kahvaltı masasındaydı. Ama kimse doğru düzgün konuşmuyordu. Ayşe sessizliği bozdu. — “Dün geceki… neydi öyle?” Cihan sinirliydi. — “Korkutmaya çalışıyor.” Adem Bey ağır bir sesle konuştu. — “Zafer öyle

