Selamun aleyküm 🍂🍂
Keyifli okumalar...🍭🍭
-Ebru hanım?
Gelen seslerle gözlerimi açmaya çalıştım. Birkaç deneme sonrasında açabilmiştim. Gözüme vuran beyaz ışıkla tekrar kapatmıştım.
-Ebru hanım?
Adımın tekrar söylenilmesi ile zar zor gözümü açmıştım. Gözlerimi kısarak yanımda duran kadına baktım.
-Ebru hanım nasıl hissediyorsunuz?
-Neredeyim ben? Ne oldu?
-Evde bir baygınlık geçirmişsiniz. Eşiniz de sizi buraya getirmiş. Gerekli testler yapıldı, şimdi de rahatlamanız için serum takıldı. Sonuçlar çıkana kadar serumunuz da biter.
-S. Selim nerede?
-Kapıda... Ben uyandığınızı haber vereyim.
Doktorun gülümseyerek odadan çıkması ile olanları düşünmeye başladım. Bugün pek yemek yemediğim için muhtemelen kan şekerim düşmüştü.
-Ebru, güzelim.
Selim 'in birkaç adımda yanıma gelip anlımdan öpmesi ile düşüncelerimden sıyrıldım. Geri çekilip elimden tutmuştu.
-İyi misin?
-İyiyim.
-Sen. Seni öyle bir an da yerde görünce aklım yerinden çıkacak sandım. Çok korktum sana birşey olacak diye.
-İyiyim merak etme. Bugün yemek yemeğe vaktim olmadı. Kan şekerim falan düşmüştür. Keşke hastaneye gelmeseydik. Bak iyiyim ben. Tuzlu ayran falan içseydim bir problem kalmazdı. İpek ablalarında gecesini mahvettim. Çocuklarda korkmuştur.
-Düşünme bunları.
-Sizinkiler?
-Ablam ve Hira dışında herkes burada. Annem, babam ve eniştem.
-Zahmet etmeselerdi keşke. Muhtemelen serum bitince çıkarım. Eve geçsinler lütfen.
-Ebru, kızacağım şimdi. Düşünme birşey. Birşey yemek ya da içmek ister misin?
-Yok iyiyim böyle.
-Ağrın falan var mı? Düşerken başını bir yere çarpmadın Allah' tan.
-Başım ağırıyor ama bir yere vurmaktan değil. Klasik baş ağrılarından.
-Sen dinlen biraz. Ben bizimkilere eve geçmelerini söyleyeyim, onlar gitsinler. Biz de sonuçlar çıksın öyle geleceğimizi söylerim.
-Tamam canım.
Selim 'in tekrar anlımdan öpmesiyle gözlerimi kapatıp gülümsedim.
Selim odadan çıkmış birkaç dakika sonra geri gelmişti.
-Ne oldu? Gittiler mi?
-Hayır. Hatta annem ve babam odaya gelecekler. Üstüne birşey vereyim mi?
-Şalımı bağlamama yardımcı olursan çok iyi olur. Malûm kolumdaki iğneden dolayı kullanamıyorum.
Selim 'in yardımlarıyla toparlanmıştım. Kapıya çıkıp annesi ve babasına gelmelerini söylemişti. Biraz sonra üçü de odaya girmişti.
-Geçmiş olsun kızım.
-Sağolun Sergen bey.
-İyi misin?
-Daha iyiyim. Kusura bakmayın akşam akşam iş çıkardım.
-Bir daha duymayacağım böyle şeyler. Duydum ki seni bugün şantiye de çok yormuşlar. Patronun kesin talimatı var bundan sonra herşey ile tek başına ilgilenmeyeceksin.
-Selim?
-Ne Selim. Bakma bana öyle. Suç ben de sanki tek mühendis sensin gibi her inşaata seni yolluyorum. Bundan sonra iki inşaat ile ilgileneceksin.
Söylediğine göz devirip Gülbahar hanıma döndüm.
-Geçmiş olsun Ebru.
-Sağolun Gülbahar hanım.
-İyi görünüyorsun.
-Serim iyi geldi.
-Daha dikkatli olabilirsin. Ya daha kötü bir ortam da baygınlık geçirseydin. Mesela şantiyede.
-Dikkat ederim. Kusura bakmayın. Şey İpek ablalara da ayıp oldu, isterseniz eve geçin. Serum bitince biz de geliriz.
-Beraber geldik, beraber döneceğiz.
-Ama...
-Aması yok gelin hanım.... Selim biz kantindeyiz. Doktor gelince haber verin bize de.
-Tamam anne.
-Gülbahar hanım yanlış anladınız. Özür dilerim. Yorulmayın diye öyle söyledim. Kusura bakmayın.
Birşey demeden odadan çıkmışlardı. Biraz sonra Selim gelip elimden tutmuştu.
Günün yorgunluğu ile gözlerimi kapattım hemen. Karanlığa hapsolmadan önce elimin üstünde hissettiğim dudaklar olmuştu.
Gelen seslerle gözlerimi açtım. Selim ve diğerleri odadaydı. Onlar kendi aralarında konuşuyorlardı.
-Selim?
-Uyandın mı güzelim?
-Hı hı. Saat kaç?
-Gece ikiye geliyor.
-Sonuçlar çıkmadı mı?
-Doktor geldi ama uyuduğun için geri gitti. Bir tane daha serum bağlattı. Uyanınca doktor haber vermemizi söylemişti. Annemler burada zaten, ben doktoru bulup geliyorum.
Selim 'in odadan çıkması ile etrafına baktım. Fena halde susamıştım.
-Ne oldu Ebru?
-Şey susamıştım da. Su var mı diye baktım.
-Vardı.
Gülbahar hanımın ayaklanıp komodinin üzerindeki küçük su şişesini alması ile doğrulmaya çalıştım. Kolumdan dolayı canım yanmıştı.
Zorlandığımı fark etmiş olacak ki Gülbahar hanım sırtıma destek vererek elindeki şişenin ağzını açıp vermişti.
-Teşekkür ederim.
Bir yandan su içerken bir yandan da Gülbahar hanımın bugün ki tavırlarını düşünüyordum. Bugün adeta bir kanatları eksik melek edasındaydı.
Kana kana bütün suyu içmiştim. Tekrar Gülbahar hanıma teşekkür etmemle boş şişeyi odadaki çöp kovasına atıp eski yerine oturmuştu.
Yerine oturmasıyla odanın da kapısı açılmıştı. Selim ve birkaç saat önce gördüğüm doktor gelmişti.
-Geçmiş olsun Ebru hanım. Nasıl hissediyorsunuz?
-Daha iyiyim.
-Birkaç saat önce geldiğim de uyuyordunuz, bu yüzden siz uyanıkken bu haberi vermek istedim.
-Anlamadım, neyi?
-Tebrik ederim hamilesiniz. Anlaşılan bayılmanız ve eşinizin bahsettiği baş dönmelerinizin sebebi minik bebeğiniz.
-B. Ben şey mi oluyorum. Be. Bebek var dediniz değil mi? Selim, duydun mu bebek diyor. Selim?
Aylardır beklediğim haberi nihayet duymuştum. Yaş akan gözlerimle Selim' e dönmüştüm. Yüzündeki çarpık gülümseme ile karnıma bakıyordu.
-Evet, Ebru hanım anne oluyorsunuz. Birazdan asistanım gelecek sizleri ultrason için götürecek. Ben de geleceğim. Bakalım bebeğimiz kaç haftalık, sağlık durumu nasıl.
-Siz doğruyu söylüyorsunuz, hamileyim ben.
-Böyle bir şeyin şakası mı olur. Ben gideyim, asistanım çağırdığında gelirim.
Doktorun çıkması ile gülümseyerek elimi karnıma koydum. Hamileydim, anne olacaktım. Minik mucizem karnımın altındaydı.
-Hayırlı olsun. Allah analı babalı büyütsün kızım.
-Amin inşallah Sergen bey.
-Yıllardır susuyorum ama gelin hanım, artık torun da geliyor. Artık anne, baba kelimelerini senden duymak bizim de hakkımız.
-Ben, şey...
-Sergen haklı.... Gerçi kendin bilirsin. Hayırlı olsun.
-Teşekkür ederim.
İkisinden duyduğum sözler ile mutlu olmuştum. İleri de durmuş Selim 'e baktım. Sanırım hala şoktan çıkmamıştı. Çünkü doktor hamilesin dediğinden beri gülümseyerek karnıma bakıyordu.
-Ebru hanım. Tekerlekli sandalyeye geçin lütfen. Canan hanım odasında bizi bekliyor.
Asistanın yardımıyla sandalyeye geçmiştim. Selim ve asistanla birlikte Canan hanımın odasına çıkmıştık. Asistanın yardımıyla sedyeye uzaranarak karnımı açmıştım.
Birkaç dakika sonra doktor ve hemen arkasında Selim gelmişti. Ama Selim bu sefer başka şekilde bakıyordu.
Mutlu değildi. Sinirli, kızgın, kırgın gibiydi.
Doktor jeli karnıma sıkıp birkaç tuşa bastıktan sonra probu karnımda hareket ettirmeye başlamıştı.
-Canan hanım.
-Buyurun?
-Ben aslında iki gün önce gebelik testi yapmıştım ama negatifti.
-Gebelik testi her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Şu an gördüğüm iki minik kese o testin yanlış olduğunun kanıtı... İki kesenin belli olmasına göre minik bebekleriniz tahmini beş ya da altı haftalıklar. Şimdi bebeklerimize bakalım. Daha sonra size birkaç soru soracağım.
-İki kese ne demek oluyor. Bir problem mi var?
-Bir problem yok aksine haberler çok iyi. İki kese var, yani ikizlere hamilesiniz.
-B. Ben. İk. İkiz mi?
-Evet... Sanırım babamız hâlâ olanların etkisinde. Haberi aldığından beri aynı şekilde duruyor.
-Galiba.
Bekir ağabey çıkış işlemlerini halletmiş şimdi de üstümü giymiyordum. Saat sabah altıya geliyordu. Hazırlanıp odadan çıktığım da kapının önündeki ev halkı da ayaklanmıştı. Selim hâlâ put gibi dikilmişti.
-Baba siz eve geçin biz gelmiyoruz.
-Nereye oğlum?
-Sapanca' ya gidiyoruz. Yarına kadar oradayız. Yürü Ebru.
Birşey demeden arkasına takıldım. Bu güzel haberi anlaşılan başbaşa kutlayacaktık.
**Ne kadar safım değil mi? Ben beraber aldığımız güzel haberi kutlayacağız diye düşünürken meğer gerçek Selim ile tanışmaya gidiyormuşum haberim yok. Dışarıdan nasıl göründüğünün farkında değilsin muhtemelen. Bir de kendine benim gözümden bak. Gerçi bakabilir misin bilmiyorum? Gerekli cevabı o babalık testinden sonra verirsin. Yani eğer yaşıyorsam.**
Beraber otoparka indiğimizde beklemeden arabaya geçtim. Kasım ayı bitmek üzereydi ve yanımda monta dair birşey yoktu.
Kemerimi takıp elimi karnıma koydum. Yıllarca bir bebek için dua etmişken şimdi karnımda iki tane minik vardı. Minik mucizelerim.... Annelerinin iki taneleri.
Sabahın körü olduğu için yollar boştu. Selim 'in arabayı hızlı kullanası ile birkaç saate eve varmıştık.
Selim' in gelmesini beklemeden hızlıca torpidodan evin anahtarını alıp arabadan inip evin kapısını açtım. Burası İstanbul 'a göre daha da soğuktu.
Arkamdan Selim 'in gelmesiyle hemen kapıyı örtüp salona geçtim . Arkamı dönüp hemen Selim' e sarıldım.
-UZAK DUR BENDEN... BU KADAR MI ÇOK ÇOCUK İSTİYORDUN. BAŞKASINDAN PEYDAHLADIĞIN ÇOCUĞU MU BANA KAKALAYACAKTIN.
💫💫💫