BÖLÜM 8: KAYIP DİYAR VE SESSİZ TANIKLAR Zihnim bulanıktı. Hatırlamaya çalıştıkça, düşüncelerim sanki sis perdesinin ardında kayboluyordu. Son anım neydi? Karan ile yüzleşmiştim. Onu geriye itmiştim, karanlık çözülüyordu. Ama sonra… sonrası yoktu. Şimdi buradaydım. Bu yer neresiydi? Hava, boğucu bir ağırlıkla üzerime çöküyordu. Sanki gökyüzü beni aşağı bastırıyor, kaçmamı engelliyordu. Aldığım nefes ağır ve bulanıktı. Havanın içindeki koku… Çürümüş yapraklar, ıslak toprak, pas… Ve başka bir şey daha. Ölüm gibi kokuyordu. Etrafıma baktım. Ağaçlar, gövdeleri bükülmüş ve buruşmuş halde göğe doğru uzanıyordu, sanki umutsuzca bir kaçış yolu arıyorlardı. Yaprakları yoktu. Sadece çıplak, kemik gibi dallar. Aralarındaki boşluklardan ileride bir şeyin siluetini görebiliyordum. Bir yapı. Yavaşça

