Ali Kemal’in beni tutuşu bir masalın en can alıcı kısmıymış gibi hissederken, Ali Kemal’in beni öpüşünü neye benzeteceğimi şaşırıyorum. Onunla ilgili her şeyi en güzel kitaplarımı sakladığım kitaplığın en üst rafına yerleştirmek istiyorum. Ben çıkarıp göstermek istemediğim müddetçe kimse erişemesin, kimse elini uzatmaya kalkışamasın arzusu içindeyim. Sürekli ismini dillendirerek, varlığıyla beraber her yanından ışık alan bir evde dolaştığımı düşünerek ve duygularımın üstüne kılıf örtmeyi reddederek yakınımda kaldığını düşlüyorum. Bu düşe kendimi kaptırmam, nereye gitsem oraya geleceğine inanmam saniyelerimi alıyor. Aliciğim senin Robin’inse kılıcı gözleri olabilir mi? Baksana! Nasıl da keskin, nasıl da güzel, nasıl da delik deşik ederek bakıyor öyle. Üf! Eriyorum anneciğim. Beni özlemeyi

