Buhardan yansımamı göstermeyecek hale gelen aynayı silemiyorum. Elim oraya varmadan yanıma düşüyor ve üstümdeki bornozla çıkıp Ali Kemal’in odasına geçiyorum. Dün gece bizim çocukların kaldığı odanın ne halde olduğunu hiç bilmiyorum, aynı zamanda bunu zerre kadar önemsemiyorum. Sadece o odaya girip yatağın köşesine kıvrılmak istemediğimi farkındayım. Adımlarım beni Ali Kemal’in gardırobunun önüne kadar getiriyor. Saçlarıma doladığım havluyu çözme zahmetine girmeden gardırobun kapaklarını açıyorum. Köşedeki aynaya düşen yansımamı hissediyor, ısrarla dönüp nasıl göründüğüme bakmıyorum. Cam fanusumun her yanı ince ince çatlamış, çatlakların arasından su sızdırıyor sanki. Fanusun içine dolan su yüzünden boğulacağımı biliyorum. Arkama bile bakmadan kaçacak dermanım yok. Bunu denesem bile fanus

