Çetin
Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu insanlara karşı mahcubiyetim en üst seviyedeydi. Her şeyi geçtim tüm güvenlerini kızlarıyla sarsmıştım. Boş boş bakıyorum Yılmaz amcaya.
“Şirket kurduk. Risk aldık. İtibar kazandık. Şimdi insanlar kızımın adını o videoyla konuşuyor Çetin.”
“Miray’ı da koruyacağım Yılmaz amca.” O geri zekalı kuş beyinli eline mikrofonu alıp soru sormasaydı hiç böyle olmayacaktı. Giray masadan kalkıp camın önüne gitti.
“Koruyacak mıymış! Sen zaten…” derken Yılmaz amca yine susturdu.
“Giray!”
“Miray’dan hoşlanıyor musun?” Hayır tabii ki ama bunu nasıl diyebilirim. Kızından zerre hoşlanmıyorum ama onu sikmek istiyorum sadece mi diyecektim. Lanet olsun.
“Evet.” Giray hayretle bakıyordu bana. Bir babaya aksini söyleyemezdim.
“Ne kadar zamandır?”
“Bir süredir.” Giray homurdandı.
“Flört ediyordunuz yani. Dün Yasemin’in gördüğü doğruydu.” Başımı salladım. Yılmaz amca arkasına yaslandı. “Az önce dediğim gibi sana teklifim var. Bu iş iki şekilde bitebilir.” Kalp atışlarım hızlandı nefes alamıyordum artık. Odanın içindeki hava daha da ağırlaşmıştı. “Ya bu hikaye burada kapanır. Sen görevinden ayrılırsın, hisselerini annene devredersin. Yönetmeye biz devam ederiz.” Giray hemen araya girdi.
“Bu en mantıklısı.” Tabii ki hayır. Ölürüm de ayrılmam. Yılmaz amca elini kaldırıp onu susturdu.
“Ya da bu ilişki ciddileşir.” Gözümü kaçırmadan cevap verdim. Durup düşünecek risk alınacak vakit yoktu. Ben şirketimi seviyordum buradan ayrılmayacağım nokta.
“Ciddiyim Yılmaz amca.” Yılmaz amcanın kaşları çatıldı. Parmaklarını masaya vurmaya devam ediyordu.
“Ciddi olmak sorumluluk ister Çetin.”
“Ne zaman sorumsuz biri olduğumu gördünüz. Bugün hariç tabi.”
“Peki. Ya kızımla evleneceksin ya da bu masada CEO olarak son günün.”
“Miray kabul ederse ben evlenmeye razıyım. Kızınızı çok seviyorum.” Giray’a ikinci darbe de buradan geliyordu. Kardeşine aşık olduğumu söyleyip duruyorum ve ondan bunu da sakladığımı düşünecekti.
“Miray’la ben konuşacağım sen onu merak etme.” Dedi Yılmaz amca.
“Hayır, ben konuşurum Yılmaz amca.” Giray yine atladı. Bu adam beni bir kaşık suda boğacaktı ve ben geri dönülmez biçimde en yakın arkadaşımdan olmuştum.
“Bir de romantik kahraman moduna girdi.”
“Ben Miray’ı kullanmadım Giray.” Dedim sertçe. O beni kullandı. Ağzıma sıçtı. Hayatımı kaydırdı. Şımarık velet.
“Video başka bir şey söylüyor.” Video beni yerin dibine sokuyor ama sebebi ben değilim.
“Video bir kaza.”
Yılmaz amca ikimizin arasına girdi. “Beni ilgilendiren şey Miray’ın itibarı.”
“Ben Miray’ı seviyorum ve onunla evlenmekten kaçmıyorum.” Nettim. Bu kelimeyi söyledikçe daha çok alışmaya başlamıştım.
“Emin misin?” diye yeniledi Yılmaz amca.
“Eminim.”
“Bu bir kriz yönetimi kararı mı?”
“Hayır Yılmaz amca. Bu durum… Miray’dan kaçmaya çalışıyordum zaten hep. Size karşı mahcup olmamak için. Bir anlık olmadı.”
“Çetin vallahi seni öldürürüm.” Giray affet dostum.
“Peki. Yarın akşam hep beraber bu konuyu konuşacağız. Önce Nişan kısa süre içinde de düğün. Basın bunu romantik bir hikâyeye çevirecek.” Yılmaz amca stratejik konuşmaya başlamıştı. O kızını ben şirketimi kurtarıyordum. Bazı bedelleri ödeyecektim. Kapıdan çıkarken “Git yüzük seç” dedi. Giray’la yan yana kalmıştık. Burnundan soluyordu.
“Miray’la evlensen bile sana ölesiye kızgınım.”
“Biliyorum.”
“Ve seni dövebilirim.”
“Onu da biliyorum.” Gözlerimi kapadım açtım. Şu an en büyük sorun bu değildi. En büyük sorun Miray’ın ikna edilmesiydi.
“Miray bunu duyunca hepimizi öldürecek.” Dedim. Bu konuda Giray’la hemfikirdik…
Şimdi Miray’ın ayaklarına kapanmış resmen yalvarıyordum. Bu evliliğin sadece babasının teklifi olduğunu söylemiştim. Babasıyla olan konuşmaların tamamını söylemeye fırsatım olmamıştı. Bıkkınlıkla çektim ellerimi. Ben ikna edemesem de babası zaten gırtlağına çökecekti. En azından suçlu ben olayım demiştim, onlara kızmasın demiştim ama olmadı sanırım. Bu evlilik istese de istemese de gerçekleşecekti. Halının üzerinde sırt üstü uzandım kolumu gözlerimin üzerine kapattım. Ben de biliyordum nişanlandıktan sonrasının dönüşü olmadığını. Ailelerimiz kesinlikle ayrılmamıza müsaade etmezdi. Nişanlandığımız saniye doğacak çocukların yatırımına kadar hazırlanmaya başlardı. Biz sadece nişanlılık sürecini uzatabilirdik o da şanslıysak üç ay. Maksimum o da. Okul bitene kadar bekletmezlerdi.
“Büyük sıçtık Miray. Ben evliliği kabul ettim ve bir şey daha dedim.” ayakta durmaktan sıkılmış olacak ki yanıma uzandı. Omuzlarımız birbirine değmiyordu ama sıcaklığını hissedebiliyordum.
“Ne dedin Çetin?” Gözlerimden çektim kolumu ve ona çevirdim başımı. Tavana bakıyordu.
“Seni sevdiğimi. Uzun zamandır sevdiğimi söyledim.” Miray öfkeyle bana döndü. Ağzını iki kere açtı kapadı. Anama bacıma küfürler yardırdığına emindim ama ispatlayamıyordum. Bir anda üzerime çıkarak oturdu ve Allah ne verdiyse vurmaya başladı. Kollarımla yüzümü kapadım. Eli de ağırmış.
“Sen ne yaptın? Ne yaptın? Aptal herif? Sapık herif? Ne sanıyorsun sen kendini?” Öfkesi geçer dedim. Bekleyeyim dedim ama yok. Ciddi anlamda kafa travması yaşatacaktı bana. Kendimce yeterli bir süre bekledikten sonra kolaylıkla durumu tersine çevirdim ve onu altıma aldım az önceki gibi kollarını tek elimle başının üzerinde birleştirdim.
“Rahat dur Miray.”
“Neden bunu yaptın. Bana bunu neden yaptın? Kendine bunu neden yaptın?” gözleri doldu. Hırçın kızım bir anda küçük bir kuşa dönüşmüştü. Avuçlarımda… Alnımı alnına yasladım. Bu zamana kadar aklımın ucundan bile geçmeyen kadın şimdi hayatımın ortasına oturmuştu. Vücudunu aklımdan çıkartamıyordum. Nefesini, gözlerini, saçının kokusunu…
“Belki gerçekten seviyorum” dedim. Miray’ı da buna inandırabilir miydim?
“Senin gelmişini geçmişini siksinler Çetin. Bana yapma aptal.”
“Niye canım.” Dedim ve bunumu boynunun girintisinde gezdirdim. Bu koku gerçekten çok güzeldi. Dudaklarımı kulak memesine yaklaştırdım. “Çok güzelsin, korkusuzsun, heyecanlısın, zekisin…” dilim kulağının arkasına değdi. Sikim kadınlığına baskı yapıyordu. İnledi…
“Çetin bak. Param var pulum var. Üç beş adam tutar seni öldüresiye dövdürür ve her yerini kırdırtırım. Aklın başına gelir.” Nefesleri kontrolden çıkmıştı. Boynuna öpmeye başlamıştım ki dudaklarım istemsizce emmeye geçmişti. Altımda inlerken onu ne kadar sikmek istediğim beynimde yankılanıyordu.
“Sen de istiyorsun.” Dedim emdiğim noktadan uzaklaşıp tekrar yüz yüze pozisyona gelirken. İkimiz de sadece dudaklarımıza bakıyorduk.
“Sadece seninle sevişmek istiyorum. Seni kocam olarak görmek istemiyorum ve her türlü sosyal aktiviteyi birlikte yapalım istemiyorum.” Gülümsedim. “Sen de öylesin Çetin. Lütfen yapma bunu bize. Sen ve ben… Bizden sadece yatak arkadaşı olur aptal…” dudaklarımız birbirine değiyordu ama onu öpmeye cesaret edemiyordum. Öpersem duramamaktan korkuyordum. O da istiyordu evet ama bunu ne altımdaki kadına ne de ailesine yapamazdım.
“Miray...” diyerek inledim.
“Yakışıklı adamsın yalan yok ama…” dilimi dudağının üzerinde gezdirmeye başladım. İstekle aralandı dudakları ama istediğini vermedim. “İşkenceyi de seviyorsun…” Gülümseyerek gözlerindeki alevde kendime baktım. Dünya yansa şu an umurumuzda değildi. “Beni sikmen lazım Çetin.”
“Hem de nasıl.” Dedim. Dudaklarına kapanmak üzereydim ki kapım yumruklanmaya başlamıştı. Bir yandan yumruklanıyor bir yandan zile basıyordu. Lanet olsun. Lanet olsun.
“Kim bu?” dedi gözlerini pörtleterek.
“Annem, babam, Lalin ya da Giray. Sadece onların güvenlikten kontrolsüz geçemeye izni var. Hangisini istersin?” Hala aynı pozisyondaydık.
“Hiçbirini tabii ki geri zekalı. Kalk üzerimden.” O an ne yapmam gerektiğini anladım. Tam yana kaymış kalkıyordum ki kapı anahtarla açıldı. Biz yerden darmadağın kalkamaya çalışırken göz göze geldik. Lanet olsun!
Bölüm Sonu.
Ay çok eğleniyorum aşlkasşdas Seviyorum bu ikiliyi ya. Atışmaları bile ayrı eğlenceli. nefret ne zaman aşka dönecek merak ediyorum aşslkdaşsdşdklaş
Beğenmeyi, yorum yapmayı ve arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın. Seviliyorsunuz.