Aradan günler geçti, şad bağ’da artık her şey yavaş yavaş normale dönerken köylüler bir bir evlerinde çıkmaya başlamıştı. Köylüler çocuğu alınan aileleri ziyaret edip iyi dileklerde bulunarak teselli vermeye çalışıyorlardı. Eyüp babanın Harise olan düşkünlüğü köylüler arasında bilindiği için ona daha fazla ziyaret gerçekleştirmişlerdi. Arada haftalar geçti, Eyüp baba yemekten içmekten kesilmiş neredeyse hiç kimseyle konuşmaz olmuştu. Kendi kendine ‘’bir baba evladını nasıl direnmeden verebilir, bir baba bu kadar korkak olamaz, bir baba gerekirse evlatları için ölmeli, ama ne olursa olsun evladını kendi eliyle teslim etmemeliydi’’ diyerek söyleniyordu. Günlerce bu cümleleri tekrarlayıp durdu. Sanki bu cümleler köylüler tarafından söylenmiş gibi kabul ediyor ve kendisine yediremiyordu. Bir

