kul ile dua

1223 Kelimeler
Bir gün, bir yerde bir gurup iş arkadaşı, öğle vakti yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gurup içerisindekilerin biri bizdendir. Yolda yürürken bizden olan, onca insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinalarının çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında “Kulağıma neşeli bir cırcır böceği sesi geldi. Onu arayacağım” der. Arkadaşları, bu kadar kalabalığın, gürültünün arasında cır cır böceği aramasına gülerler, bu hareketine pek anlam veremezler. bizimkine “Bu kadar gürültünün arasında böyle bir ses duyman mümkün değil” derler ve yollarına devam ederler. Kimse inanmasa da içlerinden biri, bizimkini yalnız bırakmamak için onunla kalır. bizimki, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da peşinden. Az sonra gökdelenlerin gölgesindeki bir tutam yeşilliğin ortasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar. Şeyhe saygı gösterdi. Şeyh Abdulkadir Hazetleri de onu görüp nereye gittiğini sordu. Bacı hoş geldin nereden gelip nereye gidersin. Bir miktar ipliğim var pazara götürüp onu satacam, yetimlerimin rızkını çıkarmayı ümit ediyorum. İpini benim satmamı ister misin? Benden altı yüz dirhem ip isteniyor, gel bu ipi hazır müşterisine verelim, senin için bu ipi ben satayım. Memnuniyetle efendim ne demek lütuf buyurmuş olursunuz dedi ve ipi Abulkadir Geylani Hazretlerine verdi. Abdulkadir Geylani Hazretleri kadından aldığı ipi eline aldığı gibi mescidin damına fırlattı. İpi atmasıyla da nereden geldiği belli olamayan büyük bir kuş gelip, ipi kaptığı gibi uzaklaştı gitti. Kadın bu ne biçim şaka o benim çocuklarımın rızkıydı diye kendi kendine söylenmeye başlayınca müritler, kadının itiraz etmemesi için işaret ettiler. Kadında her ne kadar olup bitenden bir şey anlamamış olsa da Şeyh’ten altı yüz dirhem alacağı olduğunu düşünerek, koskoca Şeyh yalan söyleyecek değil ya diyerekten daha fazla bir şey söylemedi. Abdulkadir Geylani Hazretleri de kadına dönerek: -Hatun canını sıkma ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar ettiyse karşılığını alırsın, paran kalmaz korkma. Kadın: -Pekala madem siz öyle söylüyorsunuz diyerek evine gitti. Ertesi gün ilk işi Şeyhin yanına uğramaktı. Satmaya gönderdiğiniz ip satıldı mı? Abdulkadir Geylani Hazretleri iplik satıldı fakat parası henüz gelmedi. Korkma, endişelenme bir hafta kadar zaman içinde parası da gelir nasılsa. Kadın bir hafta sonra aynı gün yine Şeyhin huzurundaydı, paraysa henüz gelmemişti. Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretleri kadına: -Yarın gel paranı al dedi. Kadınsa kendi kendine pazara niye gitmedim ki şimdi param çoktan elimde olurdu diye hayıflana hayıflana evinin yolunu tutmak üzereyken Şeyhin sadık müritleri kadına: Bu kadar sabrettin bir gün daha sabret bakalım, yüce Mevla ne gösterecek dediler. Müritler işin hikmetinin derdindeydi, kadınsa parasının derdinde. Beklenen gün gelip çattı, ertesi gün oldu Abdulkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna o ana kadar görülmeyen bir heyet geldi ve hiç bir şey söylemeden bin altın takdim ettiler. Meraklanan müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular. Gelenler tüccar olduğunu belirterek altınlar Hz Şeyhindir. Denizde yolculuk yapıyordum öyle bir fırtına çıktı ki geminin yelkeni bu fırtınaya dayanamayarak delindi. Biz de yol alamaz olduk, denizin ortasında öylece kala kaldık. Kaptana bu işin bir çaresi yok mu, böyle elimiz kolumuz bağlı bekleyecek miyiz? Diye sorduğumuzda kaptan: -Altı yüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır yolumuza devam ederiz ama şu an nerede bulacağız bu kadar ipi, gökten zembille inecek değil ya dedi. Bizlerde çaresiz ellerimizi kaldırarak Allah’a dua ettik. Duamızda ey Allah’ım sen zorda kalmışların duasını kabul edersin. İşte zorda kaldık, çaresiziz duamızı kabul et, bizi bu dertten sıkıntıdan kurtar, sevdiğin kullar yüzü suyu hürmetine zamanının sultanı varifi olan Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin yüzü suyu hürmetine bize ihtiyacımız olan altı yüz dirhem ipi gönder. Sana yemin ederim ki senin rızan için Abdulkadir Geylani Hazretlerine bin altın vereceğiz diye yalvardık. Bir de baktık ki bir kuş gelip altı yüz dirhem ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti. İşte şimdi bu yaptığımız zorda can havliyle ettiğimiz o adağı bugün canı gönülden yerine getirmemizdir dediler. Tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra ihtiyar kadın gelip parasını sordu. Sattığınız ipin parası geldi mi acaba efendim. Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretleri tüccarların adadığı bin altını kadına uzattı ve dedi ki, benim satışım da senin ki kadar karlı olmuş mu. Kadın bir anda zengin olmuş. Ne diyeceğini şaşırmış. Eli ayağı bir birine dolaşarak, kekeleyerek Abdulkadir Geylani Hazretlerine teşekkür edip huzurundan ayrıldı. İşte yaşlı kadının da duası kabul olmuştu. Şeyhe saygı gösterdi. Şeyh Abdulkadir Hazetleri de onu görüp nereye gittiğini sordu. Bacı hoş geldin nereden gelip nereye gidersin. Bir miktar ipliğim var pazara götürüp onu satacam, yetimlerimin rızkını çıkarmayı ümit ediyorum. İpini benim satmamı ister misin? Benden altı yüz dirhem ip isteniyor, gel bu ipi hazır müşterisine verelim, senin için bu ipi ben satayım. Memnuniyetle efendim ne demek lütuf buyurmuş olursunuz dedi ve ipi Abulkadir Geylani Hazretlerine verdi. Abdulkadir Geylani Hazretleri kadından aldığı ipi eline aldığı gibi mescidin damına fırlattı. İpi atmasıyla da nereden geldiği belli olamayan büyük bir kuş gelip, ipi kaptığı gibi uzaklaştı gitti. Kadın bu ne biçim şaka o benim çocuklarımın rızkıydı diye kendi kendine söylenmeye başlayınca müritler, kadının itiraz etmemesi için işaret ettiler. Kadında her ne kadar olup bitenden bir şey anlamamış olsa da Şeyh’ten altı yüz dirhem alacağı olduğunu düşünerek, koskoca Şeyh yalan söyleyecek değil ya diyerekten daha fazla bir şey söylemedi. Abdulkadir Geylani Hazretleri de kadına dönerek: -Hatun canını sıkma ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar ettiyse karşılığını alırsın, paran kalmaz korkma. Kadın: -Pekala madem siz öyle söylüyorsunuz diyerek evine gitti. Ertesi gün ilk işi Şeyhin yanına uğramaktı. Satmaya gönderdiğiniz ip satıldı mı? Abdulkadir Geylani Hazretleri iplik satıldı fakat parası henüz gelmedi. Korkma, endişelenme bir hafta kadar zaman içinde parası da gelir nasılsa. Kadın bir hafta sonra aynı gün yine Şeyhin huzurundaydı, paraysa henüz gelmemişti. Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretleri kadına: -Yarın gel paranı al dedi. Kadınsa kendi kendine pazara niye gitmedim ki şimdi param çoktan elimde olurdu diye hayıflana hayıflana evinin yolunu tutmak üzereyken Şeyhin sadık müritleri kadına: Bu kadar sabrettin bir gün daha sabret bakalım, yüce Mevla ne gösterecek dediler. Müritler işin hikmetinin derdindeydi, kadınsa parasının derdinde. Beklenen gün gelip çattı, ertesi gün oldu Abdulkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna o ana kadar görülmeyen bir heyet geldi ve hiç bir şey söylemeden bin altın takdim ettiler. Meraklanan müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular. Gelenler tüccar olduğunu belirterek altınlar Hz Şeyhindir. Denizde yolculuk yapıyordum öyle bir fırtına çıktı ki geminin yelkeni bu fırtınaya dayanamayarak delindi. Biz de yol alamaz olduk, denizin ortasında öylece kala kaldık. Kaptana bu işin bir çaresi yok mu, böyle elimiz kolumuz bağlı bekleyecek miyiz? Diye sorduğumuzda kaptan: -Altı yüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır yolumuza devam ederiz ama şu an nerede bulacağız bu kadar ipi, gökten zembille inecek değil ya dedi. Bizlerde çaresiz ellerimizi kaldırarak Allah’a dua ettik. Duamızda ey Allah’ım sen zorda kalmışların duasını kabul edersin. İşte zorda kaldık, çaresiziz duamızı kabul et, bizi bu dertten sıkıntıdan kurtar, sevdiğin kullar yüzü suyu hürmetine zamanının sultanı varifi olan Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin yüzü suyu hürmetine bize ihtiyacımız olan altı yüz dirhem ipi gönder. Sana yemin ederim ki senin rızan için Abdulkadir Geylani Hazretlerine bin altın vereceğiz diye yalvardık. Bir de baktık ki bir kuş gelip altı yüz dirhem ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti. İşte şimdi bu yaptığımız zorda can havliyle ettiğimiz o adağı bugün canı gönülden yerine getirmemizdir dediler. Tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra ihtiyar kadın gelip parasını sordu. Sattığınız ipin parası geldi mi acaba efendim. Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretleri tüccarların adadığı bin altını kadına uzattı ve dedi ki, benim satışım da senin ki kadar karlı olmuş mu. Kadın bir anda zengin olmuş. Ne diyeceğini şaşırmış. Eli ayağı bir birine dolaşarak, kekeleyerek Abdulkadir Geylani Hazretlerine teşekkür edip huzurundan ayrıldı. İşte yaşlı kadının da duası kabul olmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE