Aras’ın gidişinden sonra odada kalan tek ses, dışarıdaki yağmurun cama vuran ritmik tıkırtısıydı. Gece, kapının önünde ne kadar öylece durduğunu bilmiyordu. Sırtını kapıya yasladı, gözlerini kapattı. Aras’ın o "medeni" restleşme maskesi altındaki yorgunluğunu görmüştü. O da beş yıl boyunca kaçtığı adamın, aslında hala aynı yerde durduğunu fark etmenin ağırlığıyla eziliyordu. Gece, yavaş adımlarla masaya yürüdü. Aras’ın bıraktığı o gümüş anahtarlık hala oradaydı. Elini uzatıp anahtarı kavradı. Soğuktu. Tıpkı o sığınak gecesi gibi. Ama bu kez anahtarı fırlatıp atmadı; sadece masanın çekmecesine, en arkaya sakladı. Artık o anahtarla neyi açabileceğini ya da neyi kilitleyebileceğini bilmiyordu. Sabaha Karşı – Bir İnsani Hesaplaşma Gece yatağa uzandı ama uyku haramdı. Beş yıl boyunca Lo

