Gölgenin Kahkahası

565 Kelimeler

​Sofya’nın ayazı deponun duvarlarını döverken, Selim’in sığınağında sadece işlemci fanlarının uğultusu ve monitörlerin yaydığı o hastalıklı, mavi ışık vardı. Selim, masasının üzerindeki altı ekrandan en büyüğüne kilitlenmişti. Çırağan Sarayı’nın kristal avizeleri altında dönen o sahte dünyayı, yüksek çözünürlüklü gizli kameralar aracılığıyla saniye saniye izliyordu. Elindeki kadehte yıllanmış bir viski değil, sadece buz gibi su vardı; çünkü o, zihninin bir an bile bulanıklaşmasına izin veremezdi. ​Ekranın tam ortasında Gece belirdiğinde, Selim’in parmakları masanın kenarını sıkıca kavradı. Gece’nin o zümrüt yeşili elbisesi içinde, Aras’ın krallığına bir kraliçe gibi girişi... Selim, Gece’nin her adımını, her baş kaldırışını adeta kendisi atıyormuş gibi hissediyordu. ​"Bak Aras," dedi Sel

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE