İki Yıl Önce İstanbul’un sabah ayazı, Levent’in devasa cam kulelerinin arasında uğuldayarak esiyordu. Gece Aksoy, elindeki karton kahve bardağını sıkıca tutarken, karşısında yükselen elli katlı Karadağ Holding binasına bakıyordu. Bina, sanki gökyüzünü delmek için tasarlanmış siyah bir mızrak gibiydi. Gece için bu bina sadece bir iş yeri değil, hayallerine giden yolun kapısıydı. Henüz 23 yaşındaydı; taze diploması, hırslı kalbi ve dünyadaki kötülüklerden bihaber masumiyetiyle o kapıdan içeri adımını attı. Lobideki mermer zemin o kadar parlaktı ki, Gece kendi yansımasını bir aynaya bakıyormuşçasına görebiliyordu. Güvenlikten geçerken kalbinin ritmi hızlandı. Ceketinin düğmesini heyecanla ilikledi. "Sakin ol Gece," diye fısıldadı kendi kendine. "Sadece bir iş günü." Ama yanılıyordu. Bu,

