Londra’nın yağmurlu sokaklarında siyah bir figür, Vanguard kulesinin arka kapısına doğru ilerliyordu. Aras Karadağ, elinde on yıllık bir davanın tüm kanıtları ve kalbinde ödenmiş bedellerin huzuruyla, düşmanının kalbine yürüyordu. Aynı dakikalarda, Julian Vane’in sisteminde küçük, kırmızı bir uyarı belirdi: “Sistem ihlali: Misafir içeride.” Vane, koltuğunda dikleşti. Gözleri parladı. “Gel bakalım Aras. Gel ki, bu hikaye başladığı gibi kanla bitsin.” Londra semalarında şimşekler çakıyor, Üçlü İttifak’ın en büyük kumarı, dünyanın en korunaklı kulesinin içinde son perdesine başlıyordu. GÖKDELENDEKİ HESAPLAŞMA Vanguard Group’un Londra’nın kalbindeki cam kulesi, dışarıdan bakıldığında modern bir sanat eseri, içeriden bakıldığında ise dünyanın kaderini belirleyen soğuk bir makine gibiydi

