Deponun ağır demir kapısı Gece ve Aras’ın arkasından kapandığında, içerideki sessizlik dışarıdaki fırtınanın habercisiydi. Aras’ın ciğerleri on yıl sonra ilk kez babasının hayatta olduğunu bilmenin verdiği o zehirli havayı soluyordu. Arabaya binerlerken Gece, dikiz aynasından deponun kapısına baktı. Kimse peşlerinden çıkmamıştı. Ama bu bir kurtuluş değil, bir "serbest bırakılma" seansıydı. Hikmet Karadağ, avını hemen parçalamazdı; önce onun yorulmasını, umuda kapılmasını beklerdi. İÇERİDEKİ CEHENNEM Deponun içinde ise atmosfer bir dökümhane kadar sıcaktı. Hikmet Karadağ, tekerlekli sandalyesinde bir imparator gibi otururken, sağlam gözüyle kapıya bakmaya devam ediyordu. Selim, elindeki usturayı sertçe masaya sapladı. "Neden?" diye kükredi Selim. "Neden gitmelerine izin verdin Hikmet

