“Nereye, İnci Tanesi?” Adar’ın, gür sesi, insanın içini ürperten bir yankı gibi odanın duvarlarına çarparken, pantolon cebinde tuttuğu sağ elini yumruk yapıp parmaklarını kırmak istercesine var gücüyle sıktı. Ardından ayağını geriye doğru savurup, İnci’nin, çıkmak için can attığı o kapıyı, yerinden sökecek kadar güçlü bir sertlikle tekmeleyerek kapattı. “Kreşe yeni başlayan veletler gibi…”dedi. Ardından yüzünü hızla İnci’nin kulağına yaklaştırdı; alaycı bir şekilde dudağını büzüp küçümser bir tavırla: “Evime gideceğim, evimi özledim, evi…” diye resmen dalga geçerken sesini küçük bir çocuk gibi inceltip ağlamaklı bir hâlde çıkarmıştı. “Hımm, küstüm, oynamıyorum! Bana ne, bana ne?” Yarım ağız gülüp omuzlarını kaldırıp, indirdi. Adar, deminden beridir İnci’nin cesur hareketlerini

