Günler sonra hastaneden çıkmış Alaz'ın arabasında eve dönüyordum. Geçen zaman boyunca başımdan hiç gitmemişti. Muhtemelen vicdan azabı çektiği için kendini suçluyordu. Artık evime gidip kahvemi içerek hayatımı idame ettirmek istiyordum. Hastane kokusundan ve sesinden nefret ederdim. Sırtım hala çok acıyordu. Sadece eskisi gibi kemiklerim mideme batıyormuş gibi ağrıtmıyordu. Yalnızca tek dileğim sessiz bir ortam ile kafa dinginliğiydi. Yol boyunca çok konuşmadı. Gözleri yolda elleri de direksiyondaydı. Bana hep iyi davranmıştı. Normalde onun bu iyiliğini suistimal ederdim ama kızgınlığım halen var olmaya devam ediyordu. ''Hep böyle sessiz misin?'' Amacım konu açmaktı. Kravatını çekiştirip; ''Hayır sen sustuğun için konuşmuyorum'' Yine bütün suç bana kalmıştı. ''Gördüğün üzere ben hast

