Sabah kahvaltımızı yaptık ve Cihangir’in kiraladığı arabayla yola çıktık. Bizim araba kaza sonrası hala bakımda olduğu için henüz gelmemişti. Aybüke çok heyecanlıydı, aynı zamanda da biraz hüzünlü. Annesini ve babasını göreceği için o çocuklara has coşkusu vardı ama annesinin hasta olmasına üzülüyordu. Onun hüznünü dağıtmak için Cihangir de ben de sürekli çabalıyorduk. Zaten Cihangir’i çok seviyordu Aybüke. Daha ilk yemek yediğimiz geceden anlamıştım bunu. Çünkü Cihangir de ona çok sıcak ve iyi davranıyor, gönlünü almayı biliyordu. Bu sebeple bizimle kalırken çok zorlanmadık Aybüke’yi idare etmekte. Hastaneye varmadan önce Gürkan abiyi arayıp geldiğimizi ve bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını sormuştuk. O bir şey istememişti ama biz yine de hem Aynur için güzel bir çiçek yaptırmış, hem

