Rojin’in iç dünyası darmadağın olmuştu. Bir yandan Bervan’a tutunmaya çalışıyor, diğer yandan Serhat’ın karşısına çıktığında yüreğinde kıpırdayan pişmanlığı bastıramıyordu. Fatma’nın karşısında küçülmüş, Serhat’ın gözünde değersizleşmişti. O, eskiden kendini güçlü sanan, istediğini elde edeceğine inanan kadındı. Şimdi ise aynaya baktığında gözlerinin altındaki morlukları, solmuş yüzünü ve darmadağın ruhunu görüyordu. “Ben nerede kaybettim?” diye soruyordu kendine. Fatma’nın evinde kırıp döktüğü eşyalar sadece bir öfke patlaması değildi; içinde paramparça olmuş gururunun, kıskançlığının ve tükenmişliğinin dışavurumuydu. Yalnız kaldığında kendine bile itiraf edemediği bir korkusu vardı: Aslında kimseye sahip olamamıştı. Bervan ona bağlanmamış, Serhat onu çoktan silmişti. O ise boş bir çembe

