Bervan’ın annesi, Fatma’yı çok beğenmişti. İçinden “Gelinim olsa.” diye geçiriyordu. Ama kendi kendine de, “Bizim oğlan salak. Gider, bulur manyak gibi birini. İsviçre’de büyümüş ama çok hanım hanımcık, uyumlu, becerikli, ağırbaşlı, büyüğünü küçüğünü bilen, aklı başında bir kız. Ailesi de hoş.” diye düşündü. Akşam olunca kebapları mangala attılar. Mangal kocaman ve ayaklıydı. O kadar hızlı yaptılar ki, Bervan bütün sebzeleri közledi. Kocaman kesme tahtaları vardı. “Fatma, gel bak. Babagannuş yapacağım. İzle, lazım olur.” Fatma yanına geldi. Közlenmiş patlıcan, biber, domatesin hepsini zırhtan geçirdi. Sarımsağı da zırhla tepesine vurup ezdikten sonra servis tabağına aldı. Üzerine nar ekşisi, zeytinyağı ve tuz gezdirdi. “Bu kebabın olmazsa olmazı.” Fatma, “Çok güzel, ellerine sağlık. N

