Rojin, “Ben kalkayım,” dedi. Serhat, “Kalkma, biraz daha otur istersen,” dedi. Serhat da Rojin’den hoşlanmaya başlamıştı. Rojin, “Hayır, annemler merak eder. Alışveriş de yapacağım. Hadi size kolay gelsin, hoşça kalın.” Fatma, “Hoşça kal arkadaşım, yine beklerim.” Rojin, “Çarşıya uğrarsam gelirim,” dedi, el salladı ve gitti. Yoldan giderken çok sinirliydi: “Neden ya, neden Bervan gözünün önüne atılan zarfı görmüyor? Benim başka yollar denemem lazım. Ben, bu Fatma’nın ve Bervan’ın gözümün önünde aşklarını yaşamalarına müsaade edemem. Çıldıracağım!” Rojin durmayacaktı. Her geçen gün planları tutmayınca daha da hırslanıyordu. Her yaptığı hamle, bir önceki hamlesine göre daha acımasız oluyordu. Kendi kendine konuşuyordu: “Ta İsviçre’den buralara gelip benim sevdiğimi aldı benden…

