İLERDEKİ BÖLÜMDEN BİR KESİT

517 Kelimeler
O gün odada sadece ben yoktum… ama hiçbir ses bana ulaşmıyordu. Dosyanın kapağında yazan kod hâlâ gözümün önünde: TİM-23-DELTA. Özel keşif operasyonu. Yüksek risk, sıfır iletişim. Gönüllülük esaslı. Sınır bölgesi. Haritada bakınca bir bölgeydi ama bana göre bir sınavdı. Belki yıllardır kaçtığım duygularla yüzleşmek gibi. Görevi ben seçmiştim. Talep formunu kendim imzaladım. Yeminim vardı. Şerefim vardı. Ama kapı açıldığında tüm rütbeler, tüm kararlar bir anda üzerime çöküverdi. Babam girdi içeriye. Tümgeneral Tural Karahan. Üniformasından çok, gözlerinden sızan öfke konuştu. “Almıla! Sana baban olarak değil, Tümgeneralin olarak emrediyorum! O göreve gidemezsin!” Nefesimi tuttum. İçimde bir şey kırıldı. Rütbe değil, ses tonu incitti beni. Ayağa kalktım. Her zaman emir aldığım, çocukken sessizce hayranlıkla izlediğim adamla şimdi savaşmak zorundaydım. “Baba! Hayatıma rütbenle müdahale edemezsin!” Gözleri büyüdü. Öfkesi ağzından fırladı. Yumruğunu ağır meşe masaya geçirdi. Odadaki hava bir anda kesildi. “BABA DEĞİL, GENERALİM! diyeceksin asker!” Bir an sustum. Gözüm üniformasına kaydı. O omzundaki yıldızlar benim sırtımda bir yük gibiydi hep. “Generalim… Yukarıdan gelen bu görevi, namusum ve şerefimle yerine getireceğime yemin ederim. Emredersiniz Generalim… Müsaadenizle.” Duraksamadan selamımı verdim. Asker gibi değil, kalbini susturmayı öğrenmiş biri gibi yürüdüm kapıya. Sesler arkamda kaldı. O sustu. Ben sessizce titredim. Koridorda yürürken dosyayı sıkıca kavradım. Posta birliğine ulaştım. Formları teslim ettim. Mühürlendi. “Üç gün içinde sahaya çıkmak üzere tüm hazırlıklarımı tamamlamış olacağım,” dedim sessizce. Sanki içimdeki en yüksek sesle bağırıyordum ama kimse duymuyordu. Eğitim planları… teknik ekipman… psikolojik değerlendirmeler… hepsi sistemde onaylandı. O an fark ettim: Rütbeler değil, kararlar adamı tanımlar. O görev benim sessiz intikamımdı. Bir asker gibi görünüyorum belki. Ama içimde on yıldır nöbette bekleyen bir itiraz vardı. Ve ilk kez emre değil, kendime itaat edecektim. Ben… Yüzbaşı Almıla Karahan. Bugün, on yıl süren sessizliğimi ilk kez sesle kırıyorum. Sadece bir asker olarak değil, bir anne olarak da buradayım. Bugüne kadar çeşitli bölgelerde görev aldım. Sınır hattında, çatışma bölgelerinde, nefesin bile dikkatle alındığı operasyon alanlarında. Her emir, her nöbet, beni benden biraz daha uzaklaştırdı—ama bir noktada kader kendi emrini verdi. Umay. Kızım. Bugün dokuz yaşına basıyor. Ben hâlâ sahadayım, hâlâ görevdeyim. Harp okulunu 21 yaşında, dereceyle bitirdim. Mezun olur olmaz verilen üç aylık görevde öğrendim hamile olduğumu. Zırh gibi taşıdığım görev bilinci bir anda içimdeki başka bir hayatla çatışmaya girdi. Türkiye’ye döndüğümde en büyük korkum ailemdi; çünkü biz duyguları değil başarıyı konuşurduk. Ama annem… annem o gün sessizce elimi tuttu. Ve ben ilk defa emir değil, şefkat hissettim. İki yıl görevden uzak kaldım. Umay’ımın ilk kelimelerini, ilk düşüşlerini, ilk uykusuz gecelerini onunla yaşadım. Sonra içimdeki asker yeniden çağırdı beni. Katıldığım operasyonlar, çıktığım sınavlar, döndüğüm görevlerle bugün ulaştığım rütbe: Yüzbaşı. Her yükselişimde Umay’ın gözleri vardı aklımda. Onu ardımda bırakıp sahaya dönerken, içimdeki annenin sesi hep nöbet tuttu. Ve şimdi… yeni bir görev. Kod adı: TİM-23-DELTA. Yüksek riskli keşif operasyonu. Sınır ötesi. Sessiz ilerleyiş. Ben bu göreve sadece eğitimimle değil, ruhumla da hazırım. Evladımı… önce Allah’a, sonra anneme ve babama emanet ediyorum. Ama bu görevde sağ dönmek için çabalamamın tek sebebi, arkamda bıraktığım yemin değil… Umay. Çünkü ben, artık sadece rütbesiyle tanımlanan bir asker değilim. Ben, bir anne olarak da savaşta kalmayı seçtim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE