Semra Hanımağa hızla aramıza girdi. Şervan Ağa’nın silahını bana doğrulttuğu an, bir adım öne atıldı, ellerini kaldırarak: “Yapma Şervan! Elini kana bulama! Ne olduysa oldu, biz hallederiz.” dedi kararlı ve yüksek sesle. Beni koruduğunu sanmıyordum ama şu an canımı kurtarıyordu. Gerçi o söz konusuysa beni sadece yakmak için kurtarırdı. Ama Şervan Ağa ’nın yüzü kıpkırmızıydı. Burun delikleri öfkeyle inip kalkıyordu. “Bu mu senin gelinin? Bu mu namusunuz? Oynaş peşinde koşmuş! Evimin duvarları içinde! Beni salak yerine koymuş. Ne haddine! ” diye bağırdı, sesi kırılmış bir gururun acısıyla yankılanıyordu. Semra Hanımağa yine önümü kapattı, dimdik durdu. “Eğer bir ceza verilecekse, onu babası verir. Gönderelim baba evine. Onun neyle karşılayacağını babası düşünsün.” dedi, gözleri bana dön

