Kapının hafifçe tıklatılması ile yerimden sıçradım. Olanlardan sonra zaten moralim bozuktu. Bir de derin düşüncelere dalmış bir haldeyken böyle olaylar karşısında çok çabuk korkan biri oluyorum. Hızlıca kapıya doğru gittim. "Ne oluyor? Kim bu saatte?" diye seslendi eşim. "Ferhat gelmiştir..." "Neden aramadı?" "Ne bileyim ya dur kapıya bakayım." Hiç benim yanıma gelme gibi bir zahmette de bulunmadı. Sadece oradan sesleniyor. Kapıyı açtığımda karşımda Yağız ve Ferhat duruyordu. Ferhat, Yağız'a kollarını dolamış ve zil zurna sarhoş bir haldeydi. "Bu ne hal..." dedim endişe ile. "Girin hadi..." "Anne... Anne... Bir şey deme arkadaşıma beni... Rezil edeyim... Deme..." O anda hızlıca Yağız onu içeri sokmaya çalışırken, "Tamam kimse rezil olmuyor. Hadi içeri geçelim. Uyursan düz

