Ateş, şehrin en yüksek kulelerinden birinin tepesindeki dairesinde, devasa camların ardında uzanan karanlık siluete bakarken parmaklarının arasındaki viski bardağını hafifçe sallıyordu. Buz parçalarının kristal mermere benzeyen bardak çeperine çarparak çıkardığı o mekanik, soğuk ses, zihnindeki o bitmek bilmeyen ritmin bir yansıması gibiydi. Hayat, dışarıdan bakıldığında onun için kusursuzca kurgulanmış, başarı basamakları milimetrik hesaplarla çıkılmış bir güç gösterisinden ibaretti. Ancak bu görkemli vitrinin arkasında, sarsılmaz bir bıkkınlık ve kök salmış bir aidiyetsizlik gizliydi. En büyük aidiyetsizliği ise, her gece üzerine bir karabasan gibi çöken o lüks, soğuk malikaneydi. Evliydi; ancak bu evlilik, iki kalbin ya da iki tenin bir araya gelmesiyle değil, tamamen büyük ailelerin iş

