3 AY SONRA... -“İstediğin zaman arayabilirsin.” dedi Sena, Yusuf’a sarılırken. Sarılışında bir minnet, bir veda ve içinde sakladığı hafif bir suçluluk vardı. Sanki hem teşekkür ediyor hem de geride bıraktıkları için özür diliyordu. -“Şimdi gitmek zorunda mıydınız?” diye sordu Yusuf, sesi titrek bir merak ve burukluk taşıyordu. “Aybars bize çok iyi geliyordu.” Kelimeler dudaklarından dökülürken, gözleri istemsizce Aybars’a kaydı. Çocuğun varlığı bu karanlık günlerinde bir ışık olmuştu. -“Bizim de artık kendimize bir hayat kurma zamanımız geldi, Yusuf.” dedi Sena, bakışlarını kısa bir süre yere indirerek. Sesinde kararlı ama aynı zamanda hüzünlü bir tını vardı. “Hem işe başlamam lazım artık orada. Sürem doldu.” Kendi içinden de kolay olmadığını biliyordu. Ama geleceğini şekillendirmek,

