Bu uzun ve zorlu bekleyişin ardından, yoğun bakım ünitesinden bir hemşire çıktı. Yüzünde, okuması zor bir ifade vardı. Herkes, nefesini tutmuş, hemşirenin ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu. -"Şerife Türkmen'in yakınları siz misiniz?" diye sordu hemşire, hafifçe titreyen bir sesle. Elif, Yusuf'un koluna tutunarak öne çıktı. -"Evet, biziz. Teyzem nasıl?" Hemşire, derin bir nefes aldı. -"Şerife Hanım... Çok direndi. Çok güçlü bir kadınmış. Ama..." Hemşirenin gözleri doldu. "...maalesef, tüm müdahalelere rağmen, onu kaybettik." O an, zaman durdu. Sanki koridordaki herkes, bir anda donup kalmıştı. Elif'in kulakları uğulduyor, gözleri kararıyordu. Duyduklarına inanamıyordu. -"Hayır..." diye fısıldadı, sesi boğazında düğümlendi. "Hayır, olamaz... Teyzem... Olamaz..." Yusuf, Elif'i

