Misafirler tek tek dağılırken, biz de yorgun bir şekilde eve dönmüştük. Gökhan ağabey, Asya, Korhan ve ben bizim evde çay içiyorduk. Doğru zamanı hissettiğimde, bacağımla Asya'yı dürttüm. Mesajımı anlamıştı ve çok gergindi. "Baba, ben bir şey konuşacaktım seninle," dediğinde albay gözlerini kıstı. "Dinliyorum." "Senin bana güvendiğini biliyorum. Ve Mert'e olan güvenin de sonsuz." Gökhan Albay gülümsedi. "Öyle kızım. Mert, dürüst bir çocuktur." "İşte tam da bu yüzden... Ben... Mert'ten hoşlanıyorum, baba. Çok. Yani sadece komutanım olarak değil, gerçekten aşık oluyorum. Ve sana yalan söylemek istemiyorum. Biliyorum, askeri düzen, yaş farkı ama o..." Sözü kesildi. Gökhan Albay, bir an sessiz kaldı. Yüzü, bir Komutanın ciddiyetinden, babanın şefkatine hızla geçti. Derin bir nefes aldı.

