Tutkunun zaferini kutladığımız o gece, Korhan'ın beni kaçırdığı sığınakta, atölyenin loş ışıkları ve motorların hafif kokusu arasında yavaşça son buldu. Zaman, o küçük, mühürlenmiş odada durmuş gibiydi. Vücutlarımız, aylardır biriktirdiği özlemi ve aşkı birbirine teslim ettikten sonra, yorgun ama huzurluyduk. Yumuşak bir battaniye altında, Korhan'ın göğsüne yaslanmıştım. Parmağımdaki yüzük, mum ışığında parlıyordu. Elini, hala hassas olan yara izlerinin üzerinde gezdirdim. "Acıyor mu, Komutan?" Korhan, gözlerini açmadan gülümsedi. "Hayır. Sen, acıyı bile unutturuyorsun. Sen yanımdayken, kurşun yaraları bile sadece ufak çizikler gibi." Kulağına yaklaştım. "Seninle gurur duyuyorum, kahraman." Korhan, derin bir nefes aldı ve beni daha sıkı kucakladı. "Ben de seninle şampiyon." "Evlenme

