Ofisimde işime yarayacağını düşündüğüm ne varsa toparlayıp bir klasörün içine doldurdum. Bu kalın klasörü tozlu masanın üzerine yüksek mesafeden bırakınca dağılan toz bulutuyla basit bir öksürük krizine girdim. Savaş yine o kusursuz yüzünde hiçbir ifade barındırmadan benim dışımda her yere bakıyordu. Daha yanaşmasına saatler olan bir vapuru bekliyor gibi parmaklarının ucunu pantolonunun ceplerine sıkıştırdı ve küçük pencereden dışarıyı dalgınca izlemeye koyuldu. Yokmuşum gibi yapmak sık sık sergilediği bir davranış haline gelmişti. Dışarıyı izlemeye devam eden kısık gözleriyle omzunun üstünden yana doğru baktı. "Buranın arka çıkışı falan var mı?" diye mırıldandığında kaşlarımı çattım anlamayarak. "Hayır." dedim benden bir imkansızı istemiş gibi. Burası sıradan bir apartman dairesiydi. B

