Sekreter kız kahvemi getirdikten sonra her türlü kimse odama girmez diye düşündüm ve perdelerimi kapatıp odamda giyinmeye başladım.
Tam üstümü de giyecekken kapı aniden açıldı. "Höst lan! İnsan kapı çalar." dedim ve hızlıca swetimi giydim.
"Ben çok üzgünüm Anka." diyen ses ile arkamı döndüm. Bu Ömer'di. "Senin burada ne işin var?" diye sordum.
"Şey planladığın projede bir sıkıntı çıkmış. Bu proje ile babamda ilgileniyordu. Belki bir şansımız olur diye beni yolladı. Aslında kendisi de gelecekti ama o şehir dışında." dedi Ömer. Projede sıkıntı olduğu bu kadar hızlı duyulacağını tahmin etmemiştim.
"Fırsatları değerlendiriyorsunuz." dedim yerime otururken.
"Böyle işlerde hızlı olan kazanmaz mı?" dedi Ömer.
"Haklısın. O zaman otur da detayları konuşalım." dedim. Ömer masamın önündeki koltuklardan birine otururken "Kahve ister misin?" diye sordum.
"Şekersiz lütfen." diyen Ömer ile telefondan mutfağı aradım ve kahve istedim.
"Anka Hanım aslında babamda bende projenin bazı detaylarından haberdarız. Eğer Mert Bey'e sunduğunuz aynı teklif bizim için de geçerli olursa hemen anlaşmayı imzalayabilirz ." diyen Ömer ile ilk kez hayat bana gülümsedi diye düşündüm.
"Tabi ki de aynı anlaşmayı size de sunarım. Ama ilk önce bir şartım var." dedim.
"O şart ne?" diye sordu Ömer.
"Nazik konuşmaya falan gerek yok. Bana Anka de." dedim.
"Bu şart çok hoşuma gider Anka." dedi Ömer.
"O zaman anlaşmayı imzalayıp kat planlarını oluşturmaya başlayabiliriz." dedim.
"Bence olur." dedi Ömer. Bunun üzerine sekreterimi aradım ve odama gelmesini söyledim. Sekreterim Defne odamın kapısını tıktıklayıp içeri girdi.
"Buyurun Anka Hanım." diyen Defne'ye
"Mert Beylerle imzalayacağımız olan anlaşmayı Işık Şirketleri ( Ömerlerin şirketi) ile imzalayacağız. Anlaşmayı ona göre düzenle ve odama getir." dedim.
"Peki efendim." dedi ve Defne odamdan çıktı. Defne'nin gelmesini beklerken bizde Ömer ile kahvelerimizi içmeye başladık.
Odamın bir anda açılması ile bu sefer hangi dangoz diye kapıya baktım. Gelenin Kaan olduğunu görmem ile göz devirdim.
"Lan ben seninle kavga ettim diye kendimi parçalayım. Sen burada bu piç ile kahve iç!" diye bağıran Kaan ile sinirlerim tekrar hopladı.
"Kaan sinirlerimi bozma ve şirketimden defol. Burada senin batırdığın projemi kurtarmaya çalışıyorum!" diye bağırdım.
"Sikik sikik bahanelerini bana sunma!" diye bağıran Kaan ile bu bardağı taşıran son damlaydı. "Kaan şirketten git yoksa seni üzeceğim!" diye bağırdım.
"Geri döneceğim ve döndüğümde üzülen sen olacaksın!" diye bağırdı Kaan.