Abim ne olduğunu anlamazken bütün yılların acısına ona sarılmaya devam ettim. En sonunda abim de şokunu atlatıp bana sarıldığında kaç sene sonra gülümsedim.
"Oha senin gamzen mi vardı?" diye soran Selin'e abimden ayrılırken "Hiç güldürmediniz ki" dedim.
"Anka Hanım dediğiniz gibi dün çatışma olan evi tamir ettik. Her şeyi ile yepyeni oldu." diyerek mutfağa giren Kazım'a anladım dercesine kafamı salladım.
"Benim evimden mi bahsediyorsunuz?" diye soran Kaan'a "Evet" dedim.
"Ne gerek vardı ki?" diye sorması ile düşündüm. Harbi ne gerek vardı. Kendisi yapsaydı ya.
"Üzümü ye bağını sorma." dedim.
"Hadi okula gidelim!" diyen Selin'e tuhafça bakmaya başladım.
"Okul başlayalı bir saat oldu. Boşver okulu." dedi Kaan. Bence de haklıydı. Selin'in yüzü düşerken "Ne diye okula gitmek istiyorsun?" diye sordu abim.
Bu arada abi demek ne kadar tuhaf. Abi. Ağabey. Abiş. Çok hoş. Birde öz lan. Öz abi. Çok değişik. Akrabam var lan.
"Okula gidip Anka'nın da bizim gruba girdiğini göstermek istedim. Hem kızlar artık Kaan'a yavşayamaz." demesi ile içtiğim çay boğazımda kaldı.
"Ne alaka?" diye soran Kaan ile Selin kekelemeye başldı.
"Yani ne bileyim. Siz, ikiniz belki şey olursunuz. Şey ite" diyen Selin'e
"Tamam kendini bu kadar zorlama. Hazırlanın okula gidiyoruz." dedim.
"Niye ya?" diye söylenen Su'ya
"Benim yanımda görünürseniz kimse size bir şey yapamaz." dedim.
"Güzel bahane" diyen Kaan'a kötü bakışlarımı attım ve sofradan kalktım.
"Kazım biz okula gidiyoruz. Biz okuldayken bana bir ev bul. Ve arabalarımı oraya götür." diye bağırdım.
Kazım hemen yanımızda biterken "Okula giderken yanınıza koruma vereyim mi*" diye sordu Kazım.
"Gerek yok ama en iyisinden üç tabanca getir." dedim. Kazım hemen üç silah getirince silahları erkeklere verdim.
"Sizin silahlar eskimiş gibiydi. Acil bir durumda tutukluk yapar." dedim. Erkekler silahları incelerken Selin ve Su tırsmış gibilerdi.
"Bi ara sevgililerinize silah tutmayı öğreteyim." dedim. Su hemen"Gerek yok." derken Selin de onu kafasıyla onayladı.