Barın önündeki korumalar beni durdururken belimdeki silahı çıkardım ve ikisinin de ayaklarına bir kaç el ateş ettim.
Bara girdiğimde silah sesi duyulmuş barın içindekiler hızla kaçışıyordu. Herkesin tersine ben bara girdim ve arka taraftaki odalara doğru ilerledim. Önüme çıkan korumaları acımadan vurdum.
Odaların kapısını tek tek açarken açtığım son kapının ardında Kaan ve o sürtük kız vardı. Silahımı onlar için tekrar doldurdum.
İkisi birden yerinde sıçrarken çıplaklardı. Kaan anlamaz biçimde çevreye bakınıyordu. Piç kurusu!
"Beni, Siyah'ın Kızını aldatmak iyi cesaret ve fazlasıyla aptallık ister!" dedim soğuk sesimle.
"Anka ben çok içmiştim. Hiçbir şey hatırlamıyorum." diye kendini savunan Kaan'a "Kes sesini! Yaramıyorsa içmicen başkan*!" diye bağırdım silahı onlara doğrulturken.
"Anka lütfen affet beni" dedi Kaan.
"Artık çok geç" dedim ve sürtük kızın önce alt bölgesinden sonra kafasından vurdum. Kaan ararmış gözümü fark ederek tırsarken arkadan sert bir ses "Benim barımda bu gürültü de ne !" diye bağırdı.
Arkamı döndüğümde benim yaşlarımda taş bir çocuk duruyordu. "Şurda çıplak duran piç kurusu sevgilim, sevgilimdi! Şimdi onun hesabını veriyorum!" diye bağırdım.
"Bak kızım o ibne seni aldatsa da, tecavüz etse de unun hesabını benim barımda soramazsın!" diye bağırdı çocuk.
"Masrafın ne kadarsa öderiz! Dırdır etme!" diye bağırdım.
"Bak kızım sen beni anlamadın! Derdim para değil! Sadece siktirip gitmeniz!" diye bağırdı çocuk. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Sinirle çocuğa yumruk atacakken çocuk kolumu tuttu ve beni duvara ittirdi.
Sırtım soğuk duvara sertçe çarparken çocuğun karnına sert bir tekme geçirdim. Çocuk gerilerken ayağına çelme taktım ve üstüne çıktım. Tam yumruklayacakken çocuk çevik bir hareketle durumu tam tersine çevirdi.
Bu sefer ben yerde yatarken o üstüme çıkmıştı. Kollarımı bir yerde sabitleyip bir eliyle tutunca kıpırdayamadım.
"Bırak lan beni!" diye bağırdım. O esnada abimin sesi duyuldu. "Kardeşimin üstünden kalk piç kurusu!"
*Yüzyüzeyken Konuşuruz / Bodrum şarkısından