Leş Avı Operasyonu

1859 Kelimeler
Operasyon: Leş Avı Yer: Şırnak Cudi Dağı, Sınır Hattına Yakın Bir Vadi Zaman: Gece 02:30 Hava: Dondurucu rüzgâr, zifiri karanlık Telsiz Kodu: Şahin Görev: Örgütün himayesinde silah kaçakçılığı yapan bir çetenin imhası. Hava, Şırnak'ın dağlarında gece yarısından sonra her zamankinden daha keskin, daha soğuktu. Yıldızlar, Türkiye'nin bu ücra köşesinde bile göz kırpıyor, adeta yaklaşan fırtınayı izliyorlardı. Zifiri karanlık, dondurucu rüzgârın ıslığıyla birlikte dağları bir mezarlık sessizliğine boğmuştu. Şahin, nam-ı diğer İntikam Timi, kayalık bir sırtın gerisinde, tek bir vücut gibi kıpırtısız yatıyordu. Kamufle olmalarındaki ustalıkları onları görünmez kılıyordu. İsimleri değil, kod adları vardı: Demir, İğne, Jet, Tokat, Pusu, Sağır, Kripto. Demir’in (Tim Lideri, Yüzbaşı Doğan. Sert ve katı mizacı nedeniyle bu lakabı almıştır. Bu nedenle mimikleri bile asık surat çizgileriyle doludur) parmağı kulaklığının üstündeki düğmedeydi. "Tüm unsurlar, Demir konuşuyor. Son durum kontrolü. Kripto, o mağarada kaç kişi var kontrol et." Kripto (Bilişim/İstihbarat Uzmanı, Teğmen Selçuk. Bir dönem tüm ekibe "geleceğin parası, kripto para alın, zengin oluruz" demiş, ertesi hafta piyasanın çakılmasıyla timin maaşının tamamı batmıştı. O günden sonra olay unutulsa da lakabı Kripto kaldı) dizüstü bilgisayarının ekranına eğilmişti. Ekranın mavi ışığı, yüzündeki soğuk kararlılığı aydınlatıyordu. Elinde taşınabilir bir sinyal dinleme cihazı vardı. Parmakları klavyede hızla hareket etti. "Kripto konuşuyor. İstihbarat doğrulandı. İçeride altı sıcak hedef var. Ayrıca iki tane de girişte nöbetçi. Toplam 8 hiç var. Telefon sinyalleri net. İletişim için özel bir uygulama ve telsiz kullanıyorlar. Uygulamaya erişemiyorum. Ama mesajlardan anladığım kadarıyla içeride yüklü bir mühimmat var ve bu mühimmat yarın sabah buradan dağıtılmaya çıkacakmış.” "Anlaşıldı, Kripto. Tüm unsurlar, plan aynen devam. İğne, nöbetçiler senin. Temiz ve sessiz olsun. Hiçlerimizi ürkütmeyelim. Ben sana geri sayımı vereceğim. Benden onay bekle" İğne (Keskin Nişancı, Üsteğmen Arif. En imkânsız atışları, iğne deliğinden geçirir gibi ustalıkla tutturduğu için bu lakabı almıştır) iki yüz metre geride, bir kayanın ardına saklanmıştı. Kararlı ve kendinden emin bir sesle: "Hazırım. Rüzgâr belirsiz ve yüze sert esiyor, mesafe 200 metre ama hallederiz. Beklemedeyim Demir." Dedi İğne Demir, gece görüş dürbünüyle bir kez daha taradı alanı. "Pusu, Tokat. Giriş temizlendikten sonra içeri dalış yapıyorsunuz. Yusufi içeri sızacak. Jet, arkada kal, yaralı çıkarsa senin işin başlıyor. Başlıyoruz." Tokat (Yakın Dövüş Uzmanı, Astsubay Üstçavuş Osman. İndirdiği yumrukların ve Osmanlı tokadını andıran vuruşların ölümcül etkisi nedeniyle bu lakabı almıştır) iri parmaklarını ovuşturdu. Boynunu sağa sola kırarak hedef için kendini hazırlıyordu. Pusu (Çok Yönlü Avcı, Uzman Çavuş Rüzgâr. Görünmezliği, sabrı ve en beklenmedik anda, en beklenmedik yerden vurma yeteneği nedeniyle bu lakabı almıştır) ise bir kayanın gölgesinde zaten görünmez olmuştu. Sağır (Bomba İmha Uzmanı, Astsubay Çavuş Cenk. Bir bombanın başındayken dünyayı unutan, derin odaklanması nedeniyle bu lakabı almıştır) tüfeğini son kez kontrol etti. Hazır pozisyonda beklemeye devam etti. Jet (Tıbbi Sağlıkçı, Astsubay Kıdemli Çavuş Kerem. Yaralı bir adamı hızla sırtlayıp ateş hattından çekip çıkarma becerisi ve cerrahi yaraları dikmekteki el çabukluğu nedeniyle bu lakabı almıştır), MP5'ini daha sıkı kavrayarak timin ortasına doğru ilerledi. Her an her şeye hazırdı. “Hazır ol İğne, yağla kurşunu.” Dedi Demir net bir kararlılıkla. Bakışları sert ve keskindi. "Onay alındı." Dedi iğne ve derin bir nefes aldı. “Ya bismillah” dedi ve dürbününe baktı. Bir anlık sessizlik. Sonra, neredeyse duyulmayacak kadar hafif bir pştt sesi. İğne'nin Bora-13 (JNG-90 Türk yapımı keskin nişancı tüfeği) tüfeğinden çıkan 2 atış. İğne mermilerini yine tam delikten geçirmişti. Demir gece görüş dürbününden (AGÜL) mağara girişini izlemeye başladı. Oturan nöbetçinin başı birden öne düştü. Diğeri ise ayaktaydı ve bedeni olduğu gibi yere yığıldı. Demir etrafı tekrar kontrol ettikten sonra "Giriş temiz. İki hiç etkisiz hale geldi. Harekât başladı! Tokat ve Pusu mağara girişine konumlanın ve Yusufi’yi içeri salın. Jet ve Sağır onlara yakın bir yerde konumlanın" Demir'in emriyle, dört gölge hızla girişe doğru ilerledi. Mağaranın girişine gelip sessizce yerlerini aldılar. Tokat ve Pusu mağara girişinde tetikte bekliyorlardı. Onlara paralel olarak da Jet ve Sağır yerlerinde koruma pozisyonu almışlardı. Pusu cebinden çıkardığı yusufçuk böceği mini dronu aktif etti. Bu dron küçük ve sessiz olmasının yanı sıra gece görüş özelliğine de sahipti. Bu sayede tek bir yara almadan mağaranın içine sızabiliyorlardı. Üstelik içeride çok sayıda mühimmat olması nedeniyle bomba kullanamıyorlardı. En ufak yanlış hareketleri hepsinin ölümüne sebep olabilirdi. Pusu mini dronu mağaradan içeriye gönderdi. “Yusufi içeride. Kripto kameraları gözlemle” dedi Pusu ve sessizce az önceki haline geri döndü. “Kripto kontrolde. İçeride 6 kişi olduğu bilgisi doğrulandı. Üç ayrı oda var. 2 kişi para sayıyor. Şimdi diğer odaya geçiyorum. 4 kişi mühimmatları kontrol ediyorlar. Anasını satayım. Bunlar ne böyle.” “Demir dinlemede. Ne gördün Kripto adam gibi anlat” Şaşkınlığını dindirmeye çalışan Kripto dronu kenardan mühimmatı görebileceği ve fark edilmeyeceği mesafeye kadar yaklaştırdı. “Şu an gördüğüm kapağı açık olan mühimmatlar, off off offf” “Demir dinlemede. Kripto magazin haberleri sunmuyorsun anlat hemen ne görüyorsun” “Ne ararsan var ama en önemlisi Stinger (Omuzdan füze fırlatıcı) var hem de kaç tane sayamıyorum. Çok sayıda C4 (Plastik patlayıcı bomba) görüyorum. Makinalı tüfekler, Bir kutuda da mermi var sanırım ama onu net göremiyorum.” Dedi Kripto gözlemlemeye devam ediyordu “Hazine bulmuşuz desene. Tüm unsurlar. 4 hiç mühimmatın başında. Silah kullanımı tehlikeli olabilir. Hançerler devrede olacak. Silahlarınızı mühimmat olmayan odalarda kullanın.” Dedi Demir keskin bir ifadeyle “Arka odada da yataklar ve yiyecekler var. Oda boş. Yusufi’yi beklemeye alıyorum. Mühimmat odasında bekliyor” dedi Kripto “İğne, bu kadar mühimmatı burada tutuyorlarsa mutlaka bölgede gezici hiçler vardır. Sen yerinde kal. Geleceklere karşı bizi koru.” “Kripto odayı gözlemle bizi bilgilendir” dedi Demir “Hayır ama bu defa bende kelle avlamak istiyorum. En sevdiğim boğaz kesmek.” Dedi Kripto isyanlardaydı. “Bir dahaki sefere. Bu operasyonda senin rolün önemli. Yusufi ile arkadan gelecek tehlikelere karşı bizi uyarman lazım” dedi Demir “Anlaşıldı Komutanım.” Dedi Kripto “Sağır ve Pusu önce ben giriyorum. Siz arkamdan gelin. Jet sen en arkada kal. Tokat sen benimle gel” dedi Demir ve hızla diğerlerinin yanına geldi. Demir termal gözlüğü taktı ve içeriye girdi. Öyle sessizce süzüldüler ki onları duymak imkansızdı. İki odanın girişlerine doğru dayandılar. Demir el işareti ile “ikili olarak dağılıyoruz” mesajı verdi ve yumruğunu havada tutarken ileri işareti yaparak aksiyonu başlattı. Her şey o kadar hızlı oluyordu ki takip etmek imkansızdı. Tokat ve Sağır mühimmat odasına girerken, Demir ve Pusu diğer mühimmat ve malların (uyuşturucu ve para) olduğu odaya girdi. Adamlar silahlarına uzanamadan her şey hızla oluyor ve ölürken son gördükleri yüz özel harekât timi olan İntikam timinin yüzü oluyordu. Tokat avıyla oynayan kedi gibi iki adamı aynı anda dövüyor ve Sağır’a paslıyordu. “Oyunun bittiyse artık kes şunların kellesini yorma beni” dedi Sağır adamın eline aldığı silaha tekme atıp, tek hamlede başını kolunun arasına alarak. Ardından hançerini hızla boğazından geçirdi. “Çok sıkıcısın kardeşim. Al eğlencemi senin için hızla bitiriyorum” dedi ve iki adamın arasında durup onlar neye uğradığını anlamadan iki eline de aldığı hançeri, ikisinin de boğazından derin ve keskin bir çizgiyle geçirdi. Kanlar birden Tokat’ın yüzüne doğru fışkırdı. Ölen adamın küfürleri yarım kaldı. Bedenleri yere düşerken boğazlarından hala kan fışkırıyordu. Tokat yüzüne sıçrayan kanı silmeye çalışırken. Diğer adam silahına doğru uzandı. “Tokat dikkat et arkanda” dedi Kripto ve adamın silahından çıkan kurşun Tokat’ın son andaki hareketiyle kolunu sıyırıp geçti. Sağır elindeki adamı önüne alarak, adama doğru emin adımlarla yürüdü. Adam silahıyla ateş etse de kendi arkadaşını vuruyor ve ona doğru gelen ölüme karşı hiçbir şey yapamıyordu. Sağır adamın dibine kadar geldi ve hızla bıçağını adamın boğazından geçirdi. “Geri zekalı bunlar. Hepimizi havaya uçuracaktı.” Dedi Sağır bir yandan bıçağına bulaşan kanı siliyordu. Tokat kanayan koluna baskı uygularken diğer odada da her şey hızla olup bitmişti. 8 adamdan sadece elinde para olan adamı sağ bırakmışlardı. Konuşacak ve ifadeyi imzalayacak bir enayi gerekiyordu. İfadeyi imzaladıktan sonra da ense köküne yiyeceği kurşunla hiç olarak dünyadan ayrılacaktı. “Bunu da öldürelim.” Dedi Pusu, Demir’e bakarak. “Yaşamak istiyorsan konuş lan. İtin dölü” dedi Demir, adamın ağzına soktuğu tüfeğini daha da içeriye sokarken. “Silah ağzındayken nasıl konuşsun.” Dedi Pusu gülerek. “Pusu sen bunun başında dur ben diğerlerine bakayım” dedi Demir ve diğer odaya gitti. Jet hızla Tokat’ın yanına gitti ve cebindeki malzemelerle yarayı sarmaya başladı. Sağır ise elindeki dedektörle mühimmatların sandıklarında bir düzenek olup olmadığını inceliyordu. Tüm kutuları kontrol ettikten sonra “Temiz” dedi ve kutuyu açtı. “Hey maşallah. Ülkemizi zengin ettik kardeşim. Baksana şuraya” dedi Sağır gördüklerine şaşırarak.” Mağaranın içindeki durum stabilken dışarıda bir hareketlilik vardı. Mağaraya doğru yaklaşan 4 adamla İğne’nin sesi duyuldu. “Gelenler var. 4 hiç mağaraya doğru yaklaşıyor. Kripto hazır ol.” “Sonunda bana sıra geldi demek” dedi ve mini bilgisayarı kapatıp. Hızla mağaraya doğru ilerledi. En yakın mesafede beklemeye başladı. MP5’ini hazırladı. Kayanın ardında görünmez olduktan sonra ilk pısst sesi ve adamlar biri yere düşerken diğerleri panik halde kurşunun nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu ve ikinci pısst sesiyle diğer hedefte yere yığıldı. Hemen ardından daha yakın mevzide dört el ateşle diğer iki adamda Kripto’nun tüfeğinden çıkan mermiyle yere yığılmıştı. Kripto adamların başına gidip kontrol ettikten sonra ölenlerden birinin parçalanmış kafasına bakarak. "İğne, bu sefer kafayı fazla dağıtmışsın. Beyin fışkırmış. Temizleyecek olan yine biziz" dedi Kripto İğne ufak bir kahkaha atarak; "Sanatımı takdir ettiğin için sağol kardeşim. Bir dahaki sefere senin portreni çizerim." “Yok kardeşim ben resmimi bu hiçlerin üzerinde görmek istemem” dedi Kripto ve diğer adamları da kontrol ettikten sonra kulaklığına dokundu ve “Burası Temiz” dedi. “Eyvallah kardeşim beklemedeyim” dedi İğne ve Kripto da mağaradan içeriye girdi. "Hallettiniz mi? Yine bana hiç bırakmamışsınız. Bir dahakine dışarda Pusu beklesin." dedi Kripto sitem dolu sözleriyle. "Sende bilgisayarda çalışan narin prenses olmasaydın." dedi Pusu. Onun sözleri ile diğerleri de gülerken. "Gel seni prensesim yapayım" dedi Kripto Pusu’nun yanına doğru ilerlerken ama Demir'in sert sesiyle hepsi ciddileşti. "Şakalaşmanın yeri mi? Hemen son kontrolleri yapın gidiyoruz" dedi ve tüm ekip hızla odalarını ve çevreyi kolaçan ettiler. Demir, mağaranın girişine çıktı. Soğuk hava Demir’in yüzünü yalıyordu. Aşağıdaki vadi, uyuyan bir canavardı. Korudukları toprak buydu. Kulaklığına hafifçe vurdu. "İğne ne durumdasın" dedi Demir "Her şey yolunda. Etraf temiz. Yanınıza geliyorum" dedi iğne tüfeğini toparlamaya başlarken. “Tüm unsurlar. Leşleri temizleyin. Sarı torbalara basın gitsin. Son kontrollerinizi yapın dönüşe hazırlanıyoruz" dedi Demir ve elindeki telsizin frekansını değiştirip "Kale, Şahin konuşuyor. Bölge temiz. Çakallar avlandı. Kumanya ele geçirildi. Geri dönüş için hazırlanıyoruz." "Anlaşıldı Şahin. Dönüş için hazır olun. Sizi almaya geliyoruz. 10 dk içerisinde konuma ulaşılır." Demir, son bir kez derin bir nefes aldı. Soğuk hava ciğerlerini yaktı. Bu, intikamın ve vatanının kokusuydu. Kurtaramadıkları ailelerinin yerine başka canları kurtarmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyordu. Yanına gelen Tokat ile daldığı düşüncelerden uzaklaştı. “Tüm istihbarat doğru çıktı. Kurtlar isimlerinin hakkını verdi. Buradan çıkanlarla Kıbrıs yeniden kurulur o derece” dedi ve Demir’in yanına oturdu. “Kurtlar pusu sever. Biz ise yüksekleri. Kurtlar görür, şahinler pençe geçirir. Leş operasyonu bitmiştir” dedi arkadaşının omuzunu dostane bir biçimde sıkarken. Ve Şırnak'ın bu soğuk gecesinde, yıldızlar altında, bir tim yaralı bir arkadaşları ve ele geçirdikleri ölümcül yükle birlikte, bir sonraki görev için geri dönmeyi bekliyordu. Onların mesleği kanlı, zorlu, ama bir o kadar da gurur vericiydi. Onların birbirlerine olan inançları, dağlardan daha sert, geceden daha koyuydu. Helikopterin sesiyle bakışları sesin geldiği yöne kaydı. Bir operasyondan daha sağ salim çıkmışlardı. Üstelik diğer askerlere ölüm olacak mühimmat ve tazecik bedenleri zehirleyecek uyuşturucu ile birlikte dönüyorlardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE