Gözlerimi açtığımda başımda zonklayıcı bir ağrı ve zihnimde sisli bir boşluk vardı. Yavaş yavaş bilincim yerine gelirken, ilk fark ettiğim şey soğuktu. Sırtımın ve kalçalarımın altında, betonun nemli soğukluğu kemiklerime işliyordu. Gözlerimi odaklamaya çalıştım. Gri. Her yer gri. Soluk, boyası yer yer dökülmüş gri beton duvarlar... Neredeydim? Başımı kaldırmaya çalıştığımda ensemde keskin bir sızı hissettim. Arabadan indirilirken mi, yoksa buraya taşınırken mi vurmuşlardı? Hafızam birbirine girmiş parçalar halindeydi. Karan... Aydan... Bekir Amca'nın çığlıkları... Tozlu yol... Ve aniden ensemdeki kol, ağzımdaki keskin koku... İzzet Saraç... Panikle ağzımı açmak istedim, ama sadece boğuk bir ses çıkabildi. Ağzımın etrafı sert bir bantla sıkıca kapatılmıştı. Nefes almakta zorlanıyordum,

