Ağlamaktan uyuyakalan ablamı izliyordum yarım saattir. Herhangi biri bana ablamın değiştiğini söyleseydi asla inanmazdım. Cemre ablam hep hayat dolu, cıvıl cıvıl, neşeli bir insandı. Enerjisi hiç tükenmezdi. Ama şimdi... karşımda yatan bu hırpalanmış, içten içe çökmüş hâliyle, tanıdığım ablamın yerinde sadece bir gölge vardı. Gözlerinde gördüğüm o karanlık, içimde bir yerleri kırmıştı. Ne yaşamıştı? Hangi düşünceler, hangi acılar onu bu hâle getirmişti? Alpaslan, elini belime koyarak yanıma yaklaştı. "Hadi biraz dışarı çıkalım," dedi yumuşak bir sesle. Gözlerim hâlâ ablamın üzerindeydi. "Onu böyle bırakamam," dedim fısıldayarak. Gözlerim dolmuştu, ağlamayacak kadar güçsüz hissediyordum. "Senin yapabileceğin bir şey yok şu anda. Ablan uyuyor, dinlenmeye ihtiyacı var. Gel, biz de biraz ha

