“Hani özgürlüğün istediğini yapmak değil de insana kendisi olabilmek için şans verilmesiyle ilgili bir laf var ya.” Dirseğimi masaya yaslayıp çenemi avucuma yaslıyorum ve Metehan’a bakarken başka türlüsü aklıma gelmediği için samimi bir gülümseme sunuyorum. “Çok doğru söylenmiş bence. Dışarıdan baktığında sahnede dans ederken özgürüm. Neticede istediğim şeyi yapıyorum ama bazen kendim olabilmenin önüne geçen şeyler oluyor. O zaman hiç özgür hissedemiyorum. Yine de yaptığım şeyden öyle yoğun bir haz alıyorum ki o işin peşini bırakamıyorum.” Metehan’la karşılıklı yemek yiyip içkilerimizi yudumlarken, her geçen saniyeyle beraber kendimi daha çok iyi hissettiğimin farkındayım. Her şeyin bir sınırı olabileceği gibi iyi hissetmenin de vardır. Öyle sanıyordum. Sanki Metehan’ın bana hissettirdiği

