Sıcaklık

1078 Kelimeler
Buzların Çözülüşü Süveyda, babasının üzerine örttüğü örtüye sıkıca sarıldı. O küçük, sıradan hareket, içindeki yıllardır aç kalan çocuğu sarmalamıştı sanki. Babasının ilk defa ona şefkat göstermesi, tüm duygularını altüst etmişti. “Üşütme.” Ne kadar basit bir cümleydi ama Süveyda için dünyalar kadar anlam taşıyordu. Gözleri dolmuştu. Babasına “Baba…” demek istedi ama kelime dudaklarının ucunda titredi. Ardil bir şey söylemeden arkasını dönüp ahırdan çıktı. Süveyda, içindeki sıcaklığı kaybetmemek için gözlerini kapattı ve uzun zamandır ilk defa kendini yalnız hissetmedi. ⸻ Geçmişin Hayaletleri Ardil, konağa dönerken zihni geçmişin gölgeleriyle doluydu. Şirin’in ölümü… Süveyda’nın ilk çığlığı… Onu hiç kucağına alamayışı… Tüm bu yıllar boyunca Süveyda’yı yalnız bırakarak aslında kendini de cezalandırmıştı. Ama şimdi kızının gözlerinde gördüğü kırgınlık ve bir o kadar da inatçı sevgi, onu bir uçurumun kenarına getirmişti. Yıllardır bastırdığı bir duygu, boğazına oturdu. İçindeki duvarların yavaş yavaş çöktüğünü hissetti. Ama hâlâ bir adım daha atmaya hazır olup olmadığını bilmiyordu. ⸻ Bir Baba, Bir Kız ve İlk Defa Aynı Masada Ertesi sabah, konağın büyük yemek salonunda herkes her zamanki gibi yerini almıştı. Süveyda, her zamanki gibi sessizce oturuyor, babaannesi sofrada söylenip duruyordu. Fakat o gün bir şey farklıydı. Ardil, her zamanki gibi sessiz ve sertti ama bu sefer gözleri Süveyda’ya kısa da olsa kayıyordu. Süveyda tabağına dokunmadan otururken, babasının kaşığını kaldırıp önüne bir parça et koyduğunu gördü. Gözleri büyüdü. Bu, babasının onun varlığını ilk defa açıkça kabul edişiydi. Zeliha Hanım gözleri kısılmış bir şekilde bu sahneyi izliyordu. Torunuyla oğlu arasındaki buzların çözülüşü onu tedirgin ediyordu. Ama Süveyda o an bunu umursamadı. Küçük bir gülümseme dudaklarına yayıldı. “Teşekkür ederim baba.” diye fısıldadı. Ardil başını kaldırmadan kaşığını çorbasına daldırdı. Ama Süveyda biliyordu. Bu, başlangıçtı. Ve bazen, bir babanın ilk defa kızına yemek uzatması bile, bir ömrün özrü olabilirdi. Kırılan Duvarlar Süveyda için o akşam yaşananlar küçük ama büyük bir adımdı. Yıllardır babasından duyduğu sessizliği ilk defa bir hareket bozmuştu. Ona uzatılan bir parça et, belki de aralarındaki uçurumu doldurmaya yetecek ilk taş olmuştu. Ancak Zeliha Hanım’ın gözleri o gece boyunca Süveyda’nın üzerindeydi. Torunu ile oğlu arasındaki mesafenin azalması, onun yıllardır kurduğu düzeni tehdit ediyordu. Ardil’in Süveyda’yı affetmesini istemiyordu. Çünkü eğer affederse, o da yıllardır yaptığı haksızlıklarla yüzleşmek zorunda kalacaktı. Sofra sessizce dağıldı. Süveyda, odasına çekildiğinde kalbinin hızlı hızlı attığını fark etti. Bunca yıldır babasından küçük bir ilgi görmek için beklemişti ve bugün, o ilginin küçük de olsa bir parçasını hissetmişti. O gece, ilk defa rüyasında annesini gördü. Şirin, uzun siyah saçlarıyla ona gülümsüyor, beyaz bir elbise içinde ışıldıyordu. Süveyda ona doğru koşmak istedi ama annesi hafifçe başını iki yana salladı. “Şimdi değil, kızım.” dedi Şirin, gözleri hüzünle dolu ama sesi sevgiyle sıcak. Süveyda uyanırken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. ⸻ Buzları Eriten Konuşma Ertesi gün Süveyda, sabah erkenden ahıra gitti. Pullu’nun başını okşarken kalbi hâlâ sıkışıyordu. Annesinin rüyası içini garip bir hisle doldurmuştu. “Sen de hissettin değil mi?” dedi atına fısıltıyla. “Babamın bir şeyler değişiyor gibi baktığını…” Arkasında bir ayak sesi duyduğunda hızla döndü. Ardil, ahırın girişinde duruyordu. İlk defa kızına bu kadar yakın durmuştu. Süveyda şaşkınlıkla gözlerini babasına dikti. Ardil birkaç saniye sessiz kaldı, sonra ahıra doğru ilerledi. Süveyda’nın kalbi hızlandı. Babasının ilk defa kendisiyle gerçekten konuşacağını hissetti. “Annen… Çok güzel bir kadındı.” dedi Ardil bir süre sonra, sesi yorgun ama içtendi. “Sen ona çok benziyorsun.” Süveyda’nın gözleri doldu. Babasından ilk defa annesiyle ilgili bir şey duyuyordu. “Biliyorum.” dedi Süveyda. “Herkes öyle söylüyor.” Ardil başını yere eğdi. “Biliyor musun Süveyda… Annen öldüğünde, ben de onunla birlikte öldüm. Seni göremedim, görmek istemedim. Çünkü gözlerine her baktığımda, onu kaybettiğimi hatırlıyordum.” Süveyda boğazındaki düğümü çözmeye çalışarak, “Ama ben de senin çocuğundum…” dedi fısıltıyla. Ardil gözlerini kaçırdı. “Biliyorum.” dedi yine. “Ama bu gerçeği kabul etmek yıllarımı aldı.” Süveyda ona bir adım yaklaştı. “Şimdi kabul edebiliyor musun?” Ardil ilk defa kızının gözlerine baktı. Yıllardır kaçtığı, bastırdığı duygular bir bir gün yüzüne çıkıyordu. Annesinin öldüğü gün doğan bu çocuğun da sevilmeye hakkı vardı. Derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Deneyeceğim.” O an, Süveyda’nın gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Yıllardır beklediği kelimeyi duymuştu. ⸻ Zeliha Hanım’ın Öfkesi Konağın içinde hava değişmişti. Ardil, Süveyda’ya karşı daha yumuşak davranmaya başlamıştı. Fakat bu değişim, Zeliha Hanım’ı öfkeden deliye döndürüyordu. Ardil bir akşam yemeğinde Süveyda’yla konuşmaya başladığında, Zeliha Hanım elindeki kaşığı masaya sertçe vurdu. “O kızı boşuna kendine alıştırıyorsun, Ardil.” dedi sert bir sesle. “O ne yaparsa yapsın, senin oğlun olmayacak. Aşiretin devam etmeyecek.” Süveyda’nın yüreği daraldı. Ama Ardil bu sefer sustu ve başını kaldırıp annesine sert bir bakış attı. “Bu konuyu kapat anne.” dedi. Zeliha Hanım, oğlunun kendisine meydan okuyan bakışlarını görünce bir an duraksadı. Ardil’in yıllardır ilk kez bu kadar net bir şekilde karşısında durduğunu fark etti. Ama yılmayacaktı. Süveyda’yı hayatlarından tamamen çıkarana kadar savaşmaya devam edecekti. ⸻ Bir Tehdit, Bir Karar Birkaç gün sonra Süveyda, gecenin sessizliğinde konağın avlusuna çıkmıştı. Yıldızları izlerken arkasında bir gölge hissetti. Zeliha Hanım, yüzü karanlıkta kaybolmuş bir şekilde ona doğru yaklaştı. “Babanı kendine çektiğini sanıyorsun değil mi?” dedi alçak bir sesle. “Ama ben seni kabul etmiyorum, Süveyda. Ne bu konağın hanımı olacaksın, ne de aşiretin bir parçası.” Süveyda derin bir nefes aldı. Artık babaannesinden korkmuyordu. “Ben zaten hiçbir zaman aşiretin bir parçası olmadım, babaanne.” dedi kararlılıkla. “Ama babamın kızı olmaya hakkım var.” Zeliha Hanım’ın gözleri daraldı. “O zaman seni ortadan kaldırmam gerekebilir.” Süveyda’nın içi ürperdi ama korkmadı. Gözlerini babaannesinin gözlerine dikti. “Beni susturamazsın.” dedi. “Ben artık korkmuyorum.” Zeliha Hanım dişlerini sıktı ve sessizce geri çekildi. Ama Süveyda, babaannesinin bu savaşta kolay pes etmeyeceğini biliyordu. ⸻ Gerçek Aile O gece Süveyda uyuyamadı. Sabah olup da güneş konağı aydınlattığında, aldığı kararı kesinleştirdi. Babasıyla konuşmalıydı. Onu çalışma odasında buldu. Ardil başını kaldırıp kızına bakınca, Süveyda derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. “Baba… Sen beni gerçekten istiyor musun?” Ardil’in kaşları çatıldı. “Bu nasıl bir soru?” Süveyda kararlı bir şekilde devam etti. “Çünkü eğer istemiyorsan, bu evde kalmamın bir anlamı yok.” Ardil kızına uzun uzun baktı. Onu yıllarca yalnız bırakmıştı ama Süveyda yine de burada, onun karşısında dimdik duruyordu. İlk kez bu kızın sadece hayatta kalmaya değil, gerçekten sevilmeye ihtiyacı olduğunu anladı. Yavaşça ayağa kalktı ve Süveyda’nın omuzlarına dokundu. “Seni istiyorum, kızım.” Süveyda’nın gözleri doldu. Bu, duyduğu en güzel cümleydi. Ve o an, ilk defa babasına sarıldı. Yıllardır arasına örülen duvarlar yıkılmış, nihayet baba ve kız gerçek bir aile olmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE