NOYAN Haftasonu nasıl geçti anlamadım bile. Evin içindeki kalabalık yavaş yavaş dağılmış, neşeli kahkahalar yerini ağır vedalaşmalara bırakmıştı. Dayımların hepsi giderken sarılıp defalarca vedalaşmıştık. Kendi evlerine de davet etmişlerdi bizi. Arabalara yerleşirken dayımlar birer birer sarıldı Tutkun’a. Her biri gözlerinde ayrı bir sahiplenme, ayrı bir minnet taşıyordu. Ne çok sevdiler onu. Ne çabuk bağlandılar… Aslında şaşırmadım. Tutku’nun kendine has bir tarafı vardı. İnsan ona bir kere dokunduğunda bağını kolay kolay koparamazdı. “Düğün vaktinizi çok uzatmayın!” dediğini duydum yengemin, arabaya binmeden önce. Yan gözle ikisine baktım. Tutkun hafifçe gülümseyip “Tamam yenge,” dedi. O anda yüzümde kendiliğinden bir tebessüm belirdi. Dayımların peşinden Nazmiye hanım ve Melike'yi

