Göz kapaklarım ağırdı. Geceden kalan bir tatlı yorgunluk bir sersemliği andırıyordu. Uyanmak istemiyordum ama gözlerim de boşluğa daha fazla dayanamadı. Yavaşça aralandılar. İlk hissettiğim şey tenimdeki çıplaklık değil; onun sıcaklığıydı. Noyan’ın güçlü kolları bedenimi çevrelemişti. Göğsüne yaslanmıştım, bacaklarım bacaklarına dolanmıştı. Çırılçıplak, savunmasız ama bir o kadar da huzurluydum. Gözlerimi göğsüne çevirdim. Nefesleri düzenliydi. Göğsü her soluk alışında usulca inip kalkıyor, yüzü huzurla gevşemiş uyuyordu. Yara izleri gün ışığında çok daha belirgindi. Ben ömrüm boyunca bu kadar ait, bu kadar güvende ve bu kadar tamam hissetmemiştim. Bacaklarımda bir ağırlık, kasıklarımda tanıdık olmayan bir sızı vardı. Ağrı değildi aslında; daha çok bir hatırlatma gibiydi. Geceye ait.

