Ruken, aldığı cevapla öylece kalakalırken, Azad elini belime yerleştirip beni büyük kapıya doğru yönlendirdi. Arkamızda bıraktığımız o şaşkın ve haset dolu bakışların harareti, Urfa’nın sıcağından daha yakıcıydı ama Azad’ın yanındaki o sarsılmaz duruşum, hepsine verilmiş en net cevaptı. Kapıdaki görevli, simsiyah ve parlayan lüks jipimizin kapısını benim için açtığında salınarak binip koltuğuma yerleştirdim. Azad emniyet kemerini takarken bana yandan bir bakış attı. "Eee hanımağa, sonunda baş başayız. Konaktaki o kalabalığı arkada bıraktık ya, dünya varmış be." "Valla öyle," dedim çantamdan telefonumu çıkarırken. "Ruken yengemin o bakışlarından sonra biraz hava almak ciğerlerime bayram ettirecek. Ama müziksiz olmaz, şu telefonumu bir bağlayayım da havaya girelim." Azad hafifçe

