Sabaha kadar bu duygular içinde kaybolmuş haldeydim; düşüncelerim bir labirentte dolanıyor, her köşede yeni bir karanlıkla karşılaşıyordum. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamadan, gecenin derinliklerinde kaybolmuş hissettim. Güneşin sarı ışıkları, perdeleri delip içeri girdiğinde gözlerimi acıtan bir bıçak gibi hissettim, ama yine de kapatmadım. Uykusuzluğumu, içimdeki bu karmaşayı kabullenmektense, bir tür direniş olarak gördüm. O an, yaşamımın karanlık köşelerinde kaybolmuşken, kimsesizliğimi de bir gerçek olarak kabul etmiş oldum. Odayı saran güneş ışıkları, yalnızlığımın soğuk yüzünü aydınlatıyor, her bir köşeyi aydınlatırken içimdeki boşluğu daha da belirgin hale getiriyordu. Gözlerim, ışığın keskinliğiyle parlayan duvarlarda geziniyor, her bir yansıma sanki içimdeki boşluğun bir

