Karanlığın derinliklerinden gelen fısıldayan rüzgar, içimdeki kaygıları daha da büyütüyordu. Ayak sesleri, her defasında daha belirgin hale geliyordu; sanki birisi peşime takılmıştı ve ben, bu çarpık sokakların içinde kaybolmuş bir av gibiydim. Adımlarım, yavaş yavaş bir panik hâline dönüşüyordu. Kalbim, göğsümde çarpıyordu; her atışında, korkunun soğuk parmakları boğazıma sarılıyordu. Etrafımdaki karanlık, sanki gözlerini üzerimde açmıştı; her köşe, her taş, her gölge daha korkutucu görünüyordu. Işıkların zayıf parıltıları, belirsiz bir umut sunarken, onları geçtikçe içimdeki korku daha da derinleşiyordu. Yavaş yavaş yürümek istemiyordum; çünkü bu, beni daha da karanlığa sürükleyecekti. Hızlandım, ama bu hız, beni daha fazla kaygılandırıyordu. Sanki yanımda birisi varmış gibi hissetmek,

