Serhat’tan, Odama gelsin diye tutturduğum karım nihayet gerçek odamdaydı. Bu odaya teli duvağı, benim için giydiği gelinliğiyle Aslı’yı getirme hayalim varken şimdi karşımda minik bir fare duruyordu. Üzerinde ne bir süs, ne bir gelinlik. Aslı gibi alımı çalımı da yoktu. Elindeki eşyaları bir yere koyamamış, koca oturma grubu ve hayvan kadar yatak varken oturacak yer bile bulamamıştı. Öyle biçare ve savunmasız gözüküyordu ki sadece alıp göğsüme saklamak istiyordum. Bundan sonraki her sıkıntısında yanında olacaktım zaten ama geçmişi... Ben sana ne diyeyim, yüzünü güldürmek için ne yapayım şimdi Hanoğlu. Tutuk dilin, zımpara gibi çatlak ellerin ve ancak bir fare kadar cesur bakabilen koca gözlerinle bahtıma düştüğünden beri zaten feleğim şaştı, nereden vurulduğumu bilemedim. Anneme

