HAYAT Toygar, ikimize dair olan o ihtimali öldürdüğümü söylüyordu. Ama benim bir suçum yoktu ki. İçimde biriken öfke, korku ve çaresizlik tek bir noktada düğümlenmişti sanki. Kendimi savunmaya çalışırken sesimin titremesini engelleyemedim. “Ben miyim hatalı şimdi!” dedim. “Beni bu hale sokan şerefsizin hiç mi suçu yok?” Direksiyonun başında çenesini sıkan Toygar, gözlerini yoldan ayırmadan sert bir nefes verdi. Sessizliği bile suratıma bir tokat gibi iniyordu. Avucunu yüzüne kapattı, elini yüzünde aşağı yukarı hareket ettirdi. Sakinleşmeye çalışıyor gibiydi. Sonra nihayet konuştu. Kırık çıkan sesiyle ellerini direksiyona vurarak “Bana her şeyi anlatabilirdin.” dedi. Sesi sakin görünmeye çalışsa da altındaki öfke her kelimeyle biraz daha belirginleşiyordu. “Eğer bana anlatsaydın, o orospu

