Bahçeye geldiklerinde Ali’nin kibarlık olsun diye söylediği ‘iyi değilsen sonra görüşebiliriz. Hatta biraz toparlan yarın pazar kahvaltıyı benim bahçede yapar, orada konuşuruz.’ teklifini fırsat bilerek ‘çok iyi olur’ diyerek teşekkür edip Ali’yi yolcu etti. Ali aracı ile giderken kulağına ‘aman avcı vurma beni’ türküsünün nağmeleri çalınmadı bu sefer. ‘Çocuğunda kafası karıştı.’ diye mırıldandı. Etrafı kontrol ettikten sonra Banuçiçek’i eve çıkardı. İçeri girdiklerinde sevdiğine sımsıkı sarıldı. “Kendimi çok kötü hissediyorum, nefes alamıyorum, uyumak istiyorum, kabuslarım müsaade ederse uyumak. Her köşesi çile dolu kafamı, yaralı yüreğimi unutup uyumak. Keşke son uykum olsa keşke kapanan gözlerim sonsuza kapansa bir daha açılmasa.” Banuçiçek bir şey söyleyecekti ki işaret

