Banuçiçek ikindi namazını kılıp ellerini semaya açmış ‘Allah’ım bu iki güzel insana yardım et. Benim yüzümden başları belaya girmesin, Yusuf’u bana bağışla, helali olarak ölünceye kadar aynı yastığa baş koymayı nasip et’ diyerek gözyaşı dökerek dua ediyordu. Dışarıda hızlı bir rüzgar esti, gökyüzünü siyah bulutlar kapladı ve rahmet yağmaya başladı. Artık 2017 yılı Ağustos ayının son günleriydi ve yaz mevsimi yavaş yavaş sonbahara doğru evriliyordu. Yusuf savcı Sedat’ın, “Aşıkmısın oğlum sen. Çok acıktım diyorum. Niye dikilip duruyorsun bostan korkuluğu gibi burada. Haydi hızlıca mutfağa geçelim.” diyerek kendisini dürtmesiyle kurduğu tatlı hayalden uyanabilmişti. Bir kaç dakikalığına da olsa kafasında kurguladığı kısa metraj film bitmiş gerçek hayata dönmüştü. Hep berab

