" Gönül rahatlığı ile içebilirsin." sahte bir gülümseme ile yüzüne baktığımda, kahvesinden bir yudum alıp yüzüme baktı " Şimdi rahatladım." Dedi alayla. " Afiyet olsun." gözlerimi ondan çekip, olan kahvemi fincana doldurdum. Çekmeceden bir çikolata alıp geri kapattım.
Paketi açtığımda Çağıla baktım. Belki canı çekmiştir diye çikolatayı önce ona uzattım. Bana bakıp " Tatlı sevmiyorum." Dedi sigarasını içerken. Kaşımı çatıp " Ciddi misin?" gayet ciddi olduğunu görüyordum.
Çikolatadan bir parça ısırık aldım " Gerçi sevmemene şaşırılmamalı." elime kahvemi alıp bir yudum alırken " O ne demek?" Diye sordu merakla. Yüzüne bakıp " Öyle demek" söylemek zorunda değildim. Suratsız biriydi, ciddi ve sert biriydi gördüğüm kadarıyla. " Anladım." Dedi neyi kastettiğimi anlamıştı bakışlarından öyle anlamıştım.
konuşmamızın ardından bir saat geçmişti şimdi oturmuş kahve içiyorduk. Bahri umman'ın oğlu ile birde. Nerden nereye gerçekten.
Yüzüne baktığımda sigarasını yakıyordu. Kaçıncı sigarasıydı sayamadım. " Niye içiyorsun?" Diye sordum birden. Bana neydi belki ama bu kadar çok içmesine anlam veremiyordum. Yüzüme bakıp soruma cevap vermeyerek sessiz kaldığında bende susmayı tercih ettim. Bana neydi zaten.
sigarasını içerken yüzüne baktım. Bahri ummana hiç benzemiyordu tip olarak. " Babana hiç benzemiyorsun." Dedim düz bir sesle. Yüzüme sertçe bakıp " Bahri dersen sevinirim." Dedi baba dememi istemiyordu. " Tamam." Dedim.
Ona sormak istediğim bir soru vardı. Annesi...
" Annen." Dedim yüzüne bakarken. " Bahri neden bunu yaptı?" Diye sordum. Bahri'nin neden bunu yaptığını, babam söylememişti. Merak ediyordum nedenini.
Sigarasını söndürüp yüzüme baktı " Belki bir gün anlatırım." Dedi konuyu net bir şekilde kapattı.
Kol saatine bakıp yüzüme baktı " Saat dört, burada mı kalıcaksın?" Dedi düz bir sesle. " işlerim var" bilgisayarıma kısa bir bakış atıp yüzüne baktım
" Anladım." Dedi.
Ayağa kalkıp bir şey demeden ofisten ayrıldığında oturduğum koltukta uzanıp derin nefes alıp gözlerimi kapattım.
Hiç bir şey yapmak istemiyordum. Sadece biraz uyumak istiyordum.
././././././././.
Uyanır uyanmaz kendime gelmek için bir kahve yaptım. sonra hazırlanıp ofisten çıktım. Arabama binip çantamı koltuğa bıraktım. Kemerimi tam takıcakken telefonumun bildirim sesi ile çantamdan telefonumu çıkarıp ekrana baktım.
Tanımadığım bir numaradan olduğunu görünce mesaja tıkladım.
" Baban güvende. "
Bu kişi Çağıl'dan başka biri olamazdı.
Bu demek oluyordu ki Bahri adamını oradan almıştı. Rahat bir nefes verip telefonu çantama geri attım. Gülümseyip kemerimi takıp arabayı çalıştırdım.
Eve geldiğimde ada da yeni uyanmıştı. Saçını öpüp " Hazırlan dışarda kahvaltı edelim." Dediğimde gülümseyip " hemen hazırlanıyorum!" Dedi ve odasına koştu. Gülümseyip kendi odama geçip üstümdekileri çıkartıp dolaptan bugün için giyeceğim kıyafetlerimi seçip hazırlandım.
Ada da hazır olduğunda beraber evden çıkmıştık. Ara sıra gittiğimiz mekana giriş yapmıştık. Güzel güzel kahvaltımızı ederken sohbet de ediyorduk.
" Abla bir şey söyleyeceğim." Dedi söyleyeceği her ne ise gergindi. " Söyle güzelim." Dedim.
Yüzüme bakıp " Bu kararımı önceden vermiştim ama bir türlü söyleyemiyordum." kaşımı çattım. Tahmin ettiğim konu olabilirdi. " Ben Ankara'da okumak istiyorum. Eğer sende izin verirsen. " dedi gözlerimin içine merakla bakarken gülümsedim. Tahmin ettiğim konuydu.
" Benim sana hayır dememden mi endişelisin? "
"Hayır sadece seni tek bırakmak istemiyorum." dudağımı büzdüm " Benim kardeşim büyümüş mü ya?" Dedim gülerken. .
" Güzelim. İstediğin şehirde okuyabilirsin tabi ki. Buna benim engel olmaya hakkım yok. Sen istiyorsan benim için konu kapanmıştır." Dedim net bir şekilde.
" Biliyorum ama içime sinmiyor bir yandan sen burada teksin. " dediğinde gülümsedim " Tamam teyzemler buradalar ama yine de işte." masadaki elini sıkıca tutup " Beni düşünme sen sakın. Sen hayallerinin peşinden koş o bana yeter." gülümsedi.
" İyi ki varsın abla." elini öptüm " sende iyi ki varsın güzelim." Dedim. Sınav zamanına kısa bir süre kalmıştı. Bir kaç ay sonra belki burada olmayacaktı. Ama inşallah istediği yer istediği bölümü kazanırdı. O mutluysa bende mutluydum.
" Geleceğin ressamı!" Dedim gülümserken. Sanatla ilgilenmesi çok hoşuma gidiyordu. Kahkahalar eşliğinde sohbet etmeye devam ettik.
Sonra adayı dersaneye bıraktım. Arabadan indiğinde camıma vuran kişi ile kaşımı çattım. Camı indirip " Evet Can, söyle yine ne istiyorsun?" Dedim. Kaşını çatıp " İzem abla ya! Nasılsın dicektim." güldüm " Beni şaşırtıyorsun" gülümsedi " Yaparım öyle şeyler " Dediğinde " İyiyim seni sormalı?" Dedim. " Bende iyiyim izem abla. Bizim akrabanın bir boşanma dav-" lafını hızla kesip " al işte." Dedim sitemle.
" Can'cım ben boşanma davalarıyla ilgilenmiyorum! Niye anlamıyorsun bunu?" Dedim sitem ederek. " Ama avukatsın buna da bak işte be abla." Dediğinde alayla güldüm yanında kardeşim vardı can'ın koluna girip " Abla sen bakma buna ya" dedi ve canı alıp içeri girdi. Can söylene söylene gidiyordu.
Artık bilerekle bana bunu yaptığını düşünüyordum. Neyse diyerek arabamı çalıştırıp oradan ayrıldım.
Şimdi Bahri umman ile görüşmeye gidiyordum. İçimdeki öfkeyi yüzüne kusmaya ihtiyacım vardı. Ve tabiki şartlarımı da söyleyecektim.
Kısa sürede Bahri umman'ın holdingindeydim. Arabamı otoparka park edip indim. İçeri girip danışmayı göz ardı edip asansöre ilerlerken " Hanımefendi kime geldiniz? Randevunuz var mı?" Diye seslendiğinde asansör durmuştu içeri geçip Bahri'nin bulunduğu onuncu kata bastım.
Birde görüşmek için randevu mu alıcaktım.
Asansör durduğunda çıkıp koridorda ilerledim. Bahri'nin asistanı diye düşündüğüm kız bana bakıp " Bahri umman içerde mi?" Diye sorduğumda " Evet" demesiyle odasına ilerledim. " Ama öylece giremezsiniz içeri?!" kapısında durup hızla içeri girdim. Koltuğunda arkası dönük oturuyordu.
" Beni böyle mi karşılıyorsun?" Dedim alayla. Koltuğunda önüne dönüp beni gördüğünde gülümsedi " İzem, seni görmek ne güzel. " dedi sırıtmaya devam ederken. Sakin kalmak istemiyordum ve kalmayacaktım da.
" Adamını babamın dibine sokarken ki amacın neydi?!" Dedim sesimi yükselterek. Masasının karşısında durup öfkeyle yüzüne baktım. " Ne oluyor burada?" Duyduğum ses ona aitti. Bahri oğluna bakıp " Hiç bir şey oğlum. Öyle konuşuyoruz." Dedi. Bu adamı öldürmek istemem normal mi? Bence evet.
" Seni uyarmıştım izem." Dedi net bir şekilde. Göz devirdim. " İstediğin oldu. " gülümsedi " kimse zarar görmeden olması beni çok mutlu etti açıkcası." Dediğinde sinirle yüzüne bakıyordum.
"Bak artık bizimle çalıyorsun." Dedi memnun bir şekilde gülümserken. " Şartım var." Dedim net bir şekilde. Bunu beklemiyordu yüzü ciddileşti. " Şart mı?" Dedi kaşını çatarak.
" Evet. " bakışlarımı Çağıla çevirdiğimde merakla yüzüme bakıyordu. Bahri'ye bakıp " Dışardan dava almaya devam edicem. " dedim net bir sesle.
"Hem bizim davalar, hem kendi davalarınla uğraşabilecek misin? " diye sordu Bahri. " sen benim işime karışmazsan evet." dedim sertçe.