HELİN
Sabah gözlerimi açmadan elimi hemen ağzıma götürdüm ve salyalarımı sildim.
Uyurken kendimi kaybederim. Sabah uyandığımda yerde kalktığım bile olur. Bu yüzden çok komik uyuduğum için Esra hep benimle dalga geçer.
Ağzımı elimin tersiyle sildikten sonra gözlerimi açmadan ellerimi yattığım yere koydum.
Yumuşak olmayan bir yerde yatıyordum. Ne olduğunu anlamak için dokundum. Ama anlayamadım sonra gözlerimi açtım.
Ve merhaba Ekin'in sırtıyla yüz yüze geldim.
Adam yüz üstü yatıyordu ve bende onun sırtına çıkmıştım. Gerçekten hemen fırsattan istifade etmiştim. Üstelik bunu uykumda yapmıştım.
Adam kalkıp bana kızsa haklıydı. Neyse ki uyuyordu,
Hemen doğrulup kendi tarafıma geçtim.
Sırtında ki salyalarıma baktım. İyi bu sefer kesin benden tiksinecekti.
Sessizce yataktan kalkıp banyoya gittim ve saçımı başımı düzelttim. Ne olursa olsun beni bu halimle görmemeliydi.
Sonuçta yeni uyandığımda prenses gibi durmuyordum. Aksine kafamda kuş yuvası oluyordu.
İçeri odaya tekrar girdim. Hala uyuyordu. Bende bu fırsattan yararlanmak için yanına gittim ve ona baktım.
Uyurken bile güzeldi.
İç sesim; Bu adam çok güzel ya erkekler bu kadar güzel olur mu ki? Acaba gey mi?
Ekin bir anda gözlerini açtı ve bana baktı. O şokla götümün üstüne düştüm. Birde içimden düşündüğümü sesli söylediğimi fark ettim.
'Gey misin?' dedim. Birde bunu yüksek sesle söylemiştim.
'Ne saçmalıyorsun Helin?' diye uyku mahmurluğuyla konuştu. Sanırım sinirlendirmiştim. Kaşlarını çattı.
Sonra yavaşça doğruldu ve kollarını yatakta açarak gerindi. Bu sırada da tüm kasları T shirtünden belli oldu.
Sertçe yutkundum. Bu görüntü harikaydı.
Vay canına kaslarına bak be diye düşünürken o sırada ayağa kalktı 'ağzını kapat' dedi.
Ben farkında olmadan ağzım açık onu izlediğimi bilmiyordum. Utandım ve hemen ağzımı kapattım.
Ekin benim haraketimle kıkırdadı ve içeriye gitti. Gene kendimi rezil etmiştim.
Kapı çalınınca oturduğum yerden kalktım ve kapıyı açtım. Ozan bana baktı ve biraz şaşırdı.
Sonra tek kaşını kaldırırken sol elimi kaldırdım ve düşüncelerini bölerek 'Başka oda olmadığı için burada kaldım' diye açıklama yaptım.
Ozan kafasını sallayarak içeriye girdi. Yatağa baktı. Bende bu sırada eşyalarımı aldım. ‘Görüşürüz’ diyerek odadan ayrıldım.
Kendi odama girdim. Yatağa kendimi attım. Esra banyodan çıkıp yanıma geldi. 'Dün akşam için özür dilerim. Başka oda da kalmak zorunda bıraktım seni' dedi dudaklarını büzüp kollarını bana sardı.
Sonra doğruldu ve üzerimdekilere baktı. Üzerimde ekinin kıyafetleri vardı. Kaşları şaşkınlıkla yukarı kalkarken hemen ‘Bana hiç öyle bilmiş bilmiş bakma dün geceyi mükemmel şekilde sevgilisiyle geçiren sensin' dedim.
Esra ağzı açık kaldı. Kendine gelirken koluma vurdu ve 'hayır o kadar ileri gitmedik sadece sarılıp uyuduk' dedi.
'Eminim öyledir çünkü bende sarılıp uyudum' dedim ve ağzımı kapattım. Bunu Esra'ya söylememem gerekiyordu. Ağzımdan kaçırmıştım.
'Ne birlikte mi uyudunuz?' diye sordu.
'Ne yapsaydım? Boş oda yoktu. Üstelik kimse kanepede yatmak istemedi. O sığmıyordu bende yatmak istediğimde bu durumu centilmence bulmadı. Bende o yüzden yatakta onu yemeyeceğimi söyledim ve o da kabul etti. Sonra yatakta sınır çizdik kimse geçmesin diye. Ama adamın sırtında böyle uyandım' dedim ellerimi ve ağzımı açıp taklit ederek.
Esra gülmeye başladı. Bende kıkırdadım,
Esra ‘Ben en azından sevgilimle uyudum Helincim ya sen kimle uyudun?' diye sordu. Aramızı yapmak istediğini biliyordum.
Gözlerimi kaçırdım ve 'Arkadaş! Arkadaş olarak kalmak daha iyi’ dedim. Sonra ‘Katilim olmasından daha iyi' dedim sessizce.
Bunu daha fazla konuşmadık. 1 saat sonra kahvaltı etmek için odadan çıktık.
Ozan ve Esra el el tutuşup yürürken birbirine bakıp gülüyorlardı. Ekin biraz sessiz duruyordu. Benle göz teması kurmadı.
Sorduğum soru yüzünden sinirli olduğunu düşündüm. Bunu nasıl telafi edecektim ki..
Sabah kahvaltısında sadece Esra ve Ozan konuştular. Ekin sessizdi. Sebebini bilmiyordum.
Bugün dönüş günüydü. Dönüş yolunda arabayı Ekin kullandı. Bende yanındaki koltuğa oturdum.
Yolun yarısına gelmeden önce Esra ve Ozan arkada uyumaya başlamıştı. Ekin 'Sabah sorduğun soruda ciddi değildin di mi?' dedi.
Gerçekten bu yüzden mi böyledi? Bu yüzden mi suratından düşen bin parçaydı.
'Özür dilerim. Ciddi değildim. pardon’ dedim. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Ekin bana baktı 'Pardon.. Tanışmış mıydık?' dedi ve sinirle güldü.
‘Özür diledim. Seni tanıyorum. Sadece o an yanlışlıkla ağzımdan kaçtı’ dedim. Biraz üzülmüştüm. Bana bu şekilde kızmasını beklemiyordum.
Ekin bana baktı. ‘Tamam, tamam tatlı kız. Affettim seni’ dedi. Sonra yola bakmaya devam etti.
Gerçekten de benim tatlı olduğumu mu düşünüyordu? Bu söz kalbimi pırpır ettirmişti.
Uzun süredir bu şekilde sözler duymamıştım. Hayatımda durmadan bana hakaret eden bir adam vardı. Tek yaptığı kötü sözler söylemekti.
Tatilden evimize döndüğümüzde düşündüm. Sanki bir şeyler değişiyordu.
Eskiden açılmış yaralarım sarılıyordu. Zamanla unutuyorum gelecekteki geçmişi. O adamın bana yaptıklarını zamanla siliyordum kafamdan.
Sanki kırılan kolumun, kanadımın yerine yenisi oluşuyordu. İçimde ki değişimi nasıl tarif etsem bilemiyordum.
Ama içimde ki yaşanan depremde yıkılan her şey toparlanıyordu. Sanki yenisi inşa ediyordu.
Esra, Ozan ve Ekin bana hayatın dah farklı yaşanabileceğini göstermişlerdi. Özellikle de Ekin.
Onun söylediği en basit sözler bile bazen kalbimde un ufak olmuş cam tanesini buluyordu.
Bilmiyorum belki de aşk doğru kişiyle sandığımdan daha güzeldi.
Ya da ben aşkı doğru kişide bulamadığım için sandığım şeyler yanlıştı. Çünkü Ekin bazen öyle bir gözlerimin içine bakıyordu ki.
Tamam diyordum. Yakalandım. Ruhumun içini ancak o görebilir.
İşte tam olarak böyleydi. O beni böyle böyle iyileştiriyordu. Farkında mıydı? Sanmam..
Gözlerim yatakta uzanırken kapandı ve aklımdan tek bir şey geçti. Aşk böyle kusursuz olabilir miydi?
Hep birlikte geçirdiğimiz küçük tatilimizden sonra okula dönüşler başlamıştı.
Sınavlardan hepimiz yüksek puanlarla geçmiştik. O yüzden her şey harikaydı.
Okulun ilk haftasında son gün Ekin'i görmemiştim. Gözlerimin onu aramış olmasından değil de.. Tamam, tamam gözlerim onu arıyordu. Ama ne yapayım yokluğu fark ediliyordu.
Ders sonunda Esra ve Ozan konuşurken onlara Ekini sordum. Ozan, Ekinin ufak bir iş için bu şehirde ki şirketlerine gittiğini söyledi.
Ve Ozan yarın da geri döneceğini söyledi.
Bu şirketin Esra'nın gelecekte ki Ozan'la çalıştığı şirket olduğunu biliyordum. Ayrıca bu da demek oluyodu ki, Ekin çok güçlü bir şirketin gelecekteki yöneticisiydi.
Düşününce önceki hayatımda onu neden görmediğimi hala bilmiyordum. Bu kadar yakınımdayken onu hiç görmemiştim. Bu işten bile değildi.
Geçemeyen anlamıyordum. Tabi ben 3. sınıfta evli ve hamile olduğum için okula bir süre sonra gelmemiştim.
Hayatımın o noktasında okula gelip giderken bile gözüm kimseyi görmüyordu. Kafam doluydu. Sağlığım değişiyordu. Hamilelik üzerime geliyordu.
Hayatım bir noktada mahvolmuştu. Bu yüzden kimseyi görecekte gözüm yoktu. Aynı sınıfta olduğum bu adamı bile görmemiştim.
Üstelik Esra’nın çok yakınındaydı. Bunun nasıl mümkün olduğunu bilmiyordum.
Bizim bir şekilde karşılaşmış olmamız gerekmez miydi?
Onu bir yerde görmüş olmalıydım. O belki de beni görmüştü.